• Adaleti beklerken…

    Adı toplu tecavüz davasına karışan bir şahsa kol kanat germek, kendi evinde yaptığı grup zinasını kasede aldırıp hem de mahkemede önce yalanlayan sonra kabullenen bir şahsı hala o partide tutmak, Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP Genel Merkezi’nin tarih boyu hesabını veremeyecekleri bir utançtır.

    19:50:04 | 2021-12-12

    Türkiye'de yapılan araştırmalarda, halkın yüzde 90 üstünün adalete güvenmediği ortaya çıkmış. Bu ne demektir biliyor musunuz? Bir devletin çöküşü, bir milletin adım adım yokoluşa giden hikâyesi...

    Devlet - siyaset - medya - iş dünyası dörtgeninde, çeteler konsorsiyumu cirit atıyor ülkede.

    İş çıkara yani milleti soymaya gelince, hepsi iş birliği içinde. İdeolojiler arkasına saklanıp, beytülmali afiyetle dibine kadar sıyırıyorlar.

    Burada baş sorumlu adalet kurumları...

    Onlar durmaları gerektiği şekilde dursa, istediği kadar siyasi baskı olsun, iş buralara gelmezdi.

    Bunun en nadide örneklerinden biri Aydın-Didim İlçesi... Sanki devlet-siyaset-medya-iş dünyasından oluşan çeteleşmiş yapıların, ayrı bir derebeylik gibi hareket ettiği yer. Siyasetin zaten cılkı çıkmış.

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu her dem ahlâklı siyasete vurgu yapıyor fakat kendi belediye başkanı evinde grup alemi yapıp kasede çektirip, önce inkar edip sonra kabullenirken sessiz. Kendi Belediye Başkanı binlerce imar - iskana aykırı ruhsat verirken, ihalelerde fesat dahil her türlü gayri yasal ve gayri ahlaki iddialara muhatap iken, hala onu korumakla meşgul.

    Şahıs Kaymakamlık konutu basıyor, “devlette, hükümette, adalet de biziz” diyor,  Kılıçdaroğlu yine sessiz. Pandemi yasaklarında alkollü mekân açtırıyor, suçüstü içkili alem yaptığı ortaya çıkınca “kahve içiyorduk” yalanını servis ediyor. Ailemle oturuyordum dediği kişi kendi bayan belediye başkan yardımcısı çıkıyor, çantacı avukatı olay yerinde, bunlara da sesssiz.

    Şahıs olaylara karışıp sille tokat adam dövüyor, görüntüleri ortaya çıkıyor, polislere, kaymakama sövüyor Kılıçdaroğlu yine sessiz.

    Kılıçdaroğlu; kendi belediye başkanı zil zurna olayların göbeğindeyken 260 promil alkollü çıkıyor, bakıyorlar iş sakat, devletteki uzantıları vasıtasıyla dört saat hem de yanında polis olması gerekirken polis vermeden gezdiriyorlar, ADÜ’den aldıkları raporda bile resmen alkol komasında, buna da sessiz.

    Bunun yüzde birine bulaşanları partisinden apar topar atıyor ama iş bu şahsa gelince, Kılıçdaroğlu cansiperane savunuyor.

    Bakın sizlere Aydın Şafak Gazetesi olarak, CHP’li Belediye Meclis Üyesi, aynı zamanda gazeteciye yapılan saldırının azmettiricilerinden biri olarak yargılanma aşamasında olan, Didim CHP Eski İlçe Başkanının eşi Sevinç Karataş ailesine ait imar vurgununu duyurmuştuk.

    İşçilere toplu sözleşme maddesi kılıfı ardına yeni bir ek madde eklenerek, Sevinç Karataş'a ait araziye imar plan tadilatı getirilmeye kalkışılmıştı. Haberlerimiz ardından komisyonda iptal edildi.

    Peki o madde kabul edilseydi sonuç ne olacaktı?

    Ben bu işlerden pek anlamam da, vurgunun 150 milyon lira civarı olduğu öne sürülüyor. Sayın Kılıçdaroğlu!...

    Al sana rant çetesi... Al sana halka kumpas çetesi... Al sana Atatürk'ün kemiklerini sızlatıp, onun adı arkasında her vurgun veya girişime imza atan CHP’nin yüz karası olup, bir türlü dokunamadığın güruhun hali...

    Sayın Kılıçdaroğlu!...

    Milletvekili ve Belediye Başkan adaylarınızı belirlerken neden önseçim yapmıyorsunuz? Çünkü bunların ezici kısmı Vatansever CHP tabanı tarafından seçilmez...

    Partinizde ön seçimi kaldırdınız, kınadığınız tarikat-cemaatler gibi örgütlenmiş klikler mal paylaşımı misali vekillikleri paylaşıyor, ardından belediye başkanlıkları pay ediliyor, sonrası seçilmiş derebeyler gibi hareket eden figürler ortaya çıkıyor.

    Böyle mi hakim kılacaksınız demokrasiyi, adaleti?

    Şu Akif Hamzaçebi denen, kendi aday olamadığı için İstanbul BŞB seçimleri öncesi genel sekreterikten istifa edip ülkesine resmen siyasi ihanette bulunan şahsa da her nedense Sayın Kılıçdaroğlu söz geçiremiyor.

    Akif Hamzaçebi halen Kadıköylü Atabay'ı üçüncü defa aday yapma derdinde.

    Kulağımıza gelen duyumlara göre Kadıköylü’ye, “Sen işine bak. Ben hem CHP hem AKP’lileri bağladım. Seni yeniden aday yapacağız” diyormuş. İmage Makerler falan da bulmuşlar, eline kedi köpek verip resim çektiriyorlar. Sanki zevahiri böyle kurtaracaklar.

    Sayın Kılıçdaroğlu!...

    Millet İttifakı’nın pek çok dürüst ve namuslu belediye başkanı “Kara Kış talimatınız” çerçevesinde halka yönelik projeler üretirken Didim'de tek bir sosyal faaliyet görünüz mü? Kedi - köpeklerle resim, beytülmal kesesinden konserler, bilboard reklamları... Başta CHP ve Millet İttifakı paydaşları, bütün Didimlilere koyun muamelesi yapmaktır bu tür tutumlar.

    Adı toplu tecavüz davasına karışan bir şahsa kol kanat germek, kendi evinde yaptığı grup zinasını kasede aldırıp hem de mahkemede önce yalanlayan sonra kabullenen bir şahsı hala o partide tutmak, Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP Genel Merkezi’nin tarih boyu hesabını veremeyecekleri bir utançtır.

    Gelelim işin Adli ve Mülki kısmına.

    Şimdi sizlere bir irtikap konusunu yeniden hatırlatacağım.

    Didim Savcılığı’nda 7 yıldır süren bir soruşturma var. Kadıköylü Atabay'ın, otelinin su paralarınnı sildirme eylemi. Aynı zamanda vergi kaçakçılığı tescilli Kadıköylü Atabay hakkında üç tane bilir kişi raporu var. Üçü de aleyhine. Hele en sonuncusu felaket... Hem ihaleye fesat var hem irtikap.

    Önce bir yazılım kuruyorlar, bu yazılım vasıtasıyla Kadıköylü Atabay'ın otellerine ait su borçları siliniyor. Yazılım ihalesi bu işlerden 6 ay sonra adrese teslim yapılıyor.

    Bu durum üç kez ihaleye fesat ve irtikap olarak bilirkişilerce tespit ediliyor.

    Peki Didim Adliyesi'nde durum nedir?

    Tam 12 Savcı arasında futbol oynar gibi dosya dolandırılıp duruyor.

    Çünkü dava açıldığı anda (ki eldeki delillere göre kimse kapatamaz bu skandalı), Kadıköylü Atabay ihaleye fesat ve irtikap iddiasıyla doğrudan görevden alınır...

    İş buraya varmasın diye bakalım 12 Savcı arasında dolaştırılan dosya 22-32-42 Savcı daha görecek mi?

    Hukuk tarihi açısından utanç, az düşünürseniz traji komedya... Twit atanların gece yarısı toparlandığı ülkede, beytülmal yağmacılarının evliya muamelesi görmesi. Bitmiyor ki Kadıköylünün skandalları, Didim Adliyesi’ndeki sallanma iddiaları..

    Başka bir yolsuzluk davası daha var. O da 7 yıldır sürüyor.

    Didim Adliyesi'nde Asliye Ceza Mahkemesi bakmış dosyaya. İstinafta bozulmuş, Ağır Ceza da yargılanmaları istenmiş. O dava da sallan yuvarlan. Zaten Levent Bakay davası yani kasten, bilerek, isteyerek işçilerin ölüme yollanması davası sürgit yıllardır sallanıp duruyor. Şahsa her yol serbest anlayacağınız.

    Kaymakamlık, Valilik, Emniyet, Çevre Şehircilik ne alemde?

    Hepsi birden şahsı korumaya almış sanki.

    Kamu hakkı hazine arazileri işgal edilmiş bildiğiniz yağmalanıyor, ona bile gıkları çıkmıyor.

    Bir olay daha anlatayım size.

    Kadıköylü Atabay'a yakın, Küsmez ailesi var. Bunların yerleri hakkında yıkım kararı alınmış. Peki ne olmuş? Göstermelik ön taraftan bir kaç pervaz yıkılmış, asli yıkım gerçekleşmemiş. Diğer devlet kurumlarına ise, yıkılmış gibi resmi yazılar gönderilmiş. Sonra kalktılar, kağıt toplayıcısının konteynerini polis ve zabıta zoruyla yıktırıp, utanmadan reklam haber yaptırdılar... Bakkaldan parke taşı faturası kestiren zihniyet bunlar. Şaşırmaya gerek yok anlayacağınız.

    Kılıçdaroğlu da, ahlâklı siyasetten dem vuruyor, yolsuzluk, usulsüzlüklere imza atan devlet görevlilerine iktidar olduklarında gereğini yapacaklarını belirtiyor, iş Kadıköylüye gelince dilleri lal. Peki kendi partinizdeki bu tür olaylara karışanlar ve onları koruyanlara da hesap soracak mısınız yoksa onları terfi mi ettireceksiniz Sayın Kılıçdaroğlu?

    Adalete olan bağlılığı ve şahsi kişilikli duruşuyla herkesin takdirini kazanan Sayın Aydın Cumhuriyet Başsavcımız... Sayın Adalet ve İçişleri Bakanlıkları...

    Bu kadar hukuk ve ahlâk katliamının olduğu yerde, bir dava dosyasının 12 Savcı arasında futbol topu gibi döndürüldüğü yerde, Adalet ve Devlet kurumlarına olan güvensizliğin yüzde 90 üstünde çıkması doğal değil midir?

    Toplu tecavüz davasındaki iddialara ilişkin Savcılık makamınının olay tarihleri arasındaki, olayın geçtiği mekandan yapılan görüşmelerin tüm HTS kayıtlarını talep etmek yerine, niye hala aynı ve üst mahkemece iptal edilen takipsizlik kararındaki yöntemleri izlemeye devam eder? Psikologları hala niye dinlemez?

    Sayın Aydın Cumhuriyet Başsavcımız...

    Burada ya siyasi baskı ya da devlet görevlileri kişisel menfaat karşılığı bu tür suça yönelik pek çok dosyayı kapatabilirlerse kapatmak, ya da zaman aşımına uğratmak, velev ki onları da yapamadılar ötelemek-örselemek eylemlerine girdikleri şüphesi doğmaz mı?

    Ağla halkım ağla!... Ağla ülkem ağla!.. İdeolojiler ahlâksızlık ve han-ı yağma pazarında, soyguncu çeteler için meze olmuş... İngilizlerin ünlü atasözünde olduğu gibi, “Küçük hırsızları hapse atarlar, büyük hırsızlar devlet yönetir” konumuna gelmiş halimiz.

    Bir daha Didim'de önünü kestiğimiz son vurgun girişimini hatırlatalım mı?

    Hadıza-ı beşer nisyan ile malül eylemesin...Hani CHP’li Belediye Meclis Üyesi Sevinç Karataş ailesine ait arazinin komisyonda reddettirdiğimiz vurgun rakamına...

    İddialara göre 150 milyon!...

    İşte böyle bir vurguna cesaret edebilmek için devlet ve siyaset içinde iyice yuvalamış çetelerden cesaret almak gerek. Onlar da göz yumacaklar ki, daha fazla yiyecek yemekte olanlar.

    Bunu niye mi yazdım...

    Bakın Didim olaylarını kaleme alırken aylar önce, “Geliyor gelmekte olan” yazdık, CHP Genel Merkezi yazımızı okuyunca çok beğenmiş olmalı ki, aldı slogan yaptı.

    “Harami düzeninizi yıkacağız” dedik, İyi Parti Genel Merkezi çok beğendi, Sayın Meral Akşener meydanlarda ve ekralarda slogan olarak kullandı,kullanıyor.

    Mersin kumpasındaki yazılarımızda, “Mala çökme operasyonu” kavramını getirdik, o da ülkenin gündemine oturdu.

    Bizler ne yaptığımızı ve ne yazdığımızı iyi biliyoruz...

    Şimdi yeni vurgularımızı gündeme alalım...

    “Yiyiyor hala yemekte olanlar... Seyrediyor hala görevini yapmak yerine, harami düzeninden nemalanma telaşında olanlar...”

     

    Okunma sayısı: 28.126