• Atatürk’ü gören son Atçalı: Nuri Türe..

    Atatürk söylemlerinden nemalananlar, sahte Atatürkçülük çığırtkanlığı yapanlar, Nuri Türe amcamızın hikâyesini okuyunca onu tanımak için tereddütsüz Atça’nın yolunu tutacaksınız.

    23:57:29 | 2018-06-03
    NURULLAH AYDIN
    NURULLAH AYDIN      safakgazetesi09@hotmail.com

    RÖPORTAJ: FATMA YAZICI

    NURE TÜRE: “KİTAPLARIMI BİR PANZEHİR GİBİ SAKLIYORUM. BİLGİSİZ KALDIĞIMDA İKİ DOZ KİTAP ALIYORUM.”

    Osmanlı ve Cumhuriyet döneminden beri oluşturduğu kitap arşivini gördüğümüzde bize söylediği ilk cümleydi.

    *

    Atatürk söylemlerinden nemalananlar, sahte Atatürkçülük çığırtkanlığı yapanlar, Nuri Türe amcamızın hikâyesini okuyunca onu tanımak için tereddütsüz Atça’nın yolunu tutacaksınız.

    Ellerine, gözlerine, yüreğine, bedenine, aşına, ekmeğine; yaptığı her işe, aldığı nefesine kadar Atatürk İlke ve İnkılapları sinmiş. Attığı her adımda ilk aklına gelen hep Atatürk’ün sözleri ve fikirleri olmuş.

    *

    1937'de Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası'nın açılışına gelen Mustafa Kemal Atatürk’ü, Atça tren istasyonunda gördü. Daha on yaşındaydı. Heyecandan, sanki soğuktan donmuş bir serçe gibi titriyordu. Atamızın söylediği bütün kelimeleri, harfleri, cümleleri satır satır kazımıştı beynine…

    O günleri anlatırken; Atatürk’ün hiçbir liderle asla kıyaslanamayacağını, ona yapılan hakaretleri kabullenemediğini söylerken gözyaşlarına engel olamıyor.

    *

    O diplomasız bir akademisyen.

    İlkokul diploması bile yok. Ama o bir hukukçu, o bir ziraat mühendisi, o bir doktor, o bir meteoroloji uzmanı.

    "Oku" emrini doğru anlayıp uygulayan nadir insanlardan o.

    *

    Topluma girdiğinde, aile arasında yapılan sohbetlerde, anlayamadığı konuşmalarda, kendisini yetersiz bulup; derinden bir eziklik duygusuyla; tek dostu kitaplara sarılır.

    Kitapların arasında kendisini bulmak için kaybolur. Kendisini geliştirmek için evde, sokaklarda; gazete parçaları, çer çöp ne bulursa okumaya başlar. Öğrendiği her harf onun için dünyanın en önemli hazinesidir. Okudukça bilgilenir, okudukça çevresi genişler, okudukça büyür, okudukça güçlenir.

    *

    Hiçbir işi kulaktan dolma yapmadı.

    Çiftçi olmak istedi. İlk olarak tarım kitabı aldı.

    Üzerinde yaşadığı toprak çeşitlerini öğrendi.

    Toprak nedir?

    Nasıl meydana gelmiştir?

    Hangi meyve, hangi sebze, nasıl toprakta yetişir?

    Nasıl bir iklimi sever?

    Bunların dikimi, ekimi nasıl yapılır?

    Hastalıkları ve çözüm yolları nedir?

    Hangi tarım aleti, nerede, nasıl kullanılır, öğrenerek uyguladı.

    Bir ziraat mühendisi titizliğinde, en iyi çiftçi, en güzel ve en bol üretim yapan o oldu.

    Yeryüzünde var olan her şeyi kitaplardan öğrendi. Bir kedinin, bir peynirin, bir eriğin, bir zeytinin nelere faydası var? Onlardan nasıl faydalanırız, hepsini okuyarak öğrendi.

    *

    Din adına herkesten bir şeyler duyuyor görüyor, kafası karışıyor. Hemen tek dostu kitaplara sarılıyor.

    Kur’an’ı Kerim,  İncil, Tevrat, Zebur bütün din kitaplarını okuyor.

    Bütün dinleri inceleyip karşılaştırıyor.

    Hacı hoca geçinen tarikat şeyhlerine, sarıklı cübbeli yobaz kimselere, kulaktan dolma inanmıyor asla.

    Okuduğu kitaplar ona en iyi yolu gösteriyor zaten. Yalansız, riyasız, dürüst, ahlaklı, vicdanlı olmanın, hak yememenin, hayâ sahibi olmanın, güzel meziyetlere sahip olmanın en güzel din, en iyi ibadet olduğunu öğreniyor. Boş hurafelerle zamanını harcamıyor. 

    *

    Birçok kurumumuzda yok olan, kaybolan, yanan, sel baskınına uğrayan belge ve bilgiler Nuri Türe arşivinde mevcut. Adeta bir kuyumcu titizliğinde, gram gram ölçüp tartılarak yazılmış belgeler. Her günün, haftanın, ayların, yılların tutanakları.

    Bulunduğu tarihteki en önemli kültür, tarih, sanat, siyaset, doğa olaylarını belgeleriyle arşivlemiş. O günlere ait önemli gazeteleri saklamış.

    *

    Bizler dünü unutup, bugünü sorgusuz sualsiz kabullenirken o vatanına milletine ait ne varsa dosyalayıp, her geçen gün yeni gelişmelerle kıyaslamış. Bu güne kadar devlete millete nokta kadar zararı olmamış. Milli servet ziyan olmasın mantığıyla, kullanılır durumdaki hiçbir eşyasını değiştirmemiş.

    Çalıştırdığı işçilerin, verdiği yevmiye paralarının, o yıl kaldırdığı mahsulün miktarının ne kadar olduğunu günü gününe not alarak, hep bir yıl sonraki gelir ve giderlerle kıyaslayarak, kendi istatistiğini kendisi tutmuş. Böylece eksiklerini görüp, bir sonraki dönemde daha bilinçli üretim yapmış.

    *

    “GÜNEŞ DİNLENİRKEN ÖFKEM KABARIYOR”

    Günümüz beleşçilerine, hep başkalarının sırtından geçinme derdinde olanlara inat sanki Nuri amcamız daha fazla üretip, daha fazla çalışmak için güneşin batışına bile öfkeleniyor.

    Zekâsını kullanarak çalışmak, boyun eğmemek, üretmek baş felsefesi.

    Evliliğinde bile biat etmeyen, zeki, sorgulayan, asil ve soylu bir eş seçmiştir.

    “En büyük zenginliğim eşim, işim, sağlığım, azmim ve bitmek tükenmek bilmeyen kitap aşkım” derken göz göze geldiyseniz utanırsınız kendinizden. Böyle bir insanı daha önce tanımamış olmanızdan, insanlığınızdan utanırsınız.

    *

    Bunca zaman kazandıklarını sayısız ev, son model araba alarak harcamamış. Topluma, millete vatanına, yararlı dört evlat yetiştirmiş. Kendi deyimiyle; "Çocuklar okudu, ben para makinesi oldum" diyerek kazancını çocuklarının yanında, okuyan ihtiyaç sahibi başka çocukların giderleri için de harcamış.

    Bir ekonomist, bir öğretmen, bir hemşire, bir esnaf olmak üzere dört çocuk babası olan Nuri amca çocuklarının okul notlarını da arşivleyerek, bir sonraki yıl eksiklerini görüp daha iyi çalışmalarını sağlamış. Zorlamadan, kızmadan, akılcı bir yolla, tatlılıkla çocuklarına doğruların ne olduğunu göstermiş.

    *

    Rastgele bir hayat yaşamayan, sevecen, mert, adam gibi adam, örnek bir baba, örnek bir vatandaş. Bu güne kadar ne tanık ne de sanık sandalyesine oturmamış. Bunu da kesinlikle başucundan ayırmadığı hukuk kitaplarına borçludur sanırım.

    Dünyayı dolu dolu, onurlu, şerefli ve insanca yaşamış Nuri amca. Cebinden önce hep beynini doldurmuş. Seksen beş senedir çiftçilik yapmasına rağmen, hala ilk günkü aşk ve heyecanla traktörüne binip, en iyi üretimi yapmaya çalışıyor.

    Örnek almak isteyen, bilgi almak isteyen, geçmişini arşivlerde görmek isteyenler…

    91 YAŞINDA BİLGE İNSAN, YAŞAYAN TARİH, NURİ TÜRE ATÇA’DA…

    Kaynak kişi: Araştırmacı yazar, İsmet Nadir Atasoy…

    Fotoğraflar: Cengiz Toprak..