• Ateşli güzelin yeni yılı…

    İpi yok, sapı yok Rab'ın işi işte; parlak disko topu misali havada asılı duran güneşin etrafında, bıkmadan dönen diğer topçukların, dönme rekorlarına bir tur daha bindirmelerini 31 Aralık gecesinde kutladık. Fındık, fıstık yiyip meşrubat içerek, TV'de dansöz izleyerek yapılan bu gibi sıradan kutlamalar, bu devasa sistem için bence zayıf ve yetersiz.

    01:18:28 | 2022-01-05

    Gecenin hammaddesi olan uzayın bilmediğimiz bir ölçüsünde alev alev yanan ateşli güzel güneşe kendini kaptırıp, yörüngesinden çıkamayan abdal olmuş çılgın aşıklardan biri olan gezegenimiz üzerinde, kainat güzeli kendimizmiş gibi yaşamak ayıp! Bu yüzden bu tam tur dönmeyi tamamladığımız yılbaşı gecesi daha coşkulu kutlanmalı.

    Gerçek olduğu iddia edilen ve görmediğimiz “öbür alem” deki yerimiz için bunca itaat, ibadet, ibadet için harcama yapıp, din ve mezhep savaşları verip, siyasete bile karıştırdıktan sonra üzerine bayramlar kutluyoruz. Ve dahi bayramlar için bunca hazırlık yapılıyorsa, dünyanın güneş etrafında hasarsız tamamladığı tam tur için festivaller düzenlemeliyiz. Hatta ay, hafta, gün bitimleri için kutlamalar yapıp sevinç naraları atmamız gerekmiyor mu? Çünkü uyandığımız “günü” bitirebilirsek yeni yılı tekrar görme ihtimalimiz var ama “yarını” görme ve “bu günü” tekrar yaşama ihtimalimiz yok.

    Kainatın alev alev yanan ateşli asıl güzeli olan güneşin hevesi bir sönerseee… haddimizi bildirecek! Ve insanoğlunun kainatta daha keşfedemediği uygarlıklar gibi olacağız. Yani dünyadan da görünen, uzay boşluğunda kayan bir yıldız kadar şöhretimiz var. Bu şöhreti dünya nüfusuna bölüp, büyük resme tekrar bakın; o kadar da parlak olmadığımızı göreceksiniz.

    * * *

    Evet… bir gün, gözlerimizi kapadığımızda insan için birkaç saatlik, kainat için de bir hiç olarak azıcık parlayıp, kayıp gideceğiz. Bununla birlikte bunu kendimiz bilmeyeceğimiz gibi, yakınlarımız da çabuk unutacak. Bu yüzden…

    Hala bilinciniz yerindeyken kendi kendinizi parlatıp, pırıltılarınızı etrafa saçıp, gece başınızı yastığa koyduğunuzda karşınıza geçip pırıltılarınızı seyredin; çabuk olun! Alev alev yanan ateşli güzelin ne zaman kapris yapıp sönüvereceğini bilmiyoruz. Geride bıraktığımız yılbaşı gecesi aşık gezegenlerin son tam turu olabilir.

    Asır, yıl, ay, güne ve neredeyse an a kadar bölüp ısı ve ışık oyunları ile gece-gündüzü sunup, canlıları yaşamı bahşeden dünyayı gözümüzde büyütelim… dünyevi ayrıntıları ise hiç büyütmeyip, fazla anlam yüklemeyelim.

    Şöyle…

    * * *

    İçinizdeki tutumlu ve dırdırcı ebeveyn, patron kimlikli eş, kıskanç akraba, eşinizin kaprisli kardeşi, problemli evlat, kıskanç-kaprisli ve sorunlu sevgili olmaktan vazgeçin.

    İçinizdeki kalabalığı telkin ile uslandırarak ortamı sakinleştirin. Sakinleşmeyen olursa o görevi bırakın, salıverin ipini gitsin! ; sonrasında kendiniz ve siz baş başa kalacaksınız. El ele verip, yepyeni programlarla günü ve yarınları yaşayın.

    Kullanılmayan eşyalarınızı başkasına vererek evinizden, elinizden çıkarın. Hepsi günümüzün hızlı tüketimine uygun üretilmiş, ruhsuz ürünler; hiç birisi paha biçilmez antikalara dönüşmeyecek.

    Derin dondurucudaki en güzel yiyecek stokunu ihtiyacı olduğunu düşündüğünüz kişiler ile paylaşın. Ya da eş-dost ile paylaşılan şık sofralara dönüştürün.

    Bütçenize göre dolmuş ya da otobüs camından coğrafi belgesel izleyeceğiniz yolculuklar planlayın.

    Pazarları dolaşıp, köylülerin getirdiği mevsim çiçeklerini takip edin. Yağmurda yürüyüş yapıp su birikintilerine atlayın.

    Çocuk sevindirip, yaşlı, hasta ve kısa akraba ziyaretleri yaparak kıyılarınıza uğrayın.

    * * *

    Evrensel olarak yeni yıl tekrar gelebilir ama kişisel olarak “bu gün” bir daha yaşanmayacak. Bu yüzden uyandığınız her günü, bonus gün kazanmış gibi değerlendirin.

    En önemlisi de hayatınızda sorun ve sorunlu insan tutmayın.

    Şahsen; şüpheye düşürmediğiniz sürece insanlığınızın, samimiyetinizin, arkadaşlığınızın ve sevginizin müptelası olurum; benim için hayat o kadar kısa ve güzel.

    Yeni yılınız pırıl pırıl geçsin.

    Sevgiyle kalın dostlar…

     

    Okunma sayısı: 5.487