• Benim Canım Helikopterim…

    Gazeteler, “Selçuk 300 bin USD’ye helikopter aldı..” haberi yapınca telefonlar susmadı.. Dedikodu yapan ve kıskananlara da mesaj verdim… “Aldıysam, aldım para benim pul benim..”

    22:13:24 | 2020-05-01

    Belediyemizin Teknik Bürokratlarıyla Aydın’ın arıtma tesislerinin yenilenmesi ve kapasitesinin arttırılması için çalışıyoruz...

    Bir ara gözüm duvardaki haritadaki Menderes Nehri’ne takıldı...

    Devamlı yatak değiştirdiğinden mülkiyetsiz hazine arazilerini hafızaya attım tabiii canım.

    Her neyse..

    Teknik raporlar gelmeye başlayınca facianın boyutları ortaya çıktı..

    Kısaca özetlersek,

    Aydın’a gelen suyun içinde arsenik civa vs. vs. ağır metaller ve daha niceleri.. Görünce tepem attı.. Bürokratlara “tamam kapatın bu dosyayı, sonra bir daha bakarız” dedim..

    Hemen soracaksınız, neden?!

    Velev ki ben dünyanın en teknolojik artmasını yapsam çıkan su Madran Suyu olsa ne olur, bundan sonraki denize kadarki mesafede aynı kansorejen maddelerle domates, biber yine sulanmaya devam edecek... Bunun başka bir izahı yok. Öyle değil mi?

    Sonra kafamda bir şimşek çaktı, şantiyecilik hayatımızda baraj ve sulama tecrübemiz olduğu için..

    Bu arazi de bedava olduğundan,

    Dedim ki “bu araziyi havuz gibi düşünelim Menderesi buraya derive edelim, fazla su zaten savaktan tasar ve yoluna devam eder.. Böylece dinlenen suyun içindeki ağır metaller dibe çöker.. 7 veya 8 senede bir bu çamur çıkarılır ve de geri dönüşüm ile ülke ekonomisine kazandırılır.. Biz de bunu bir devlet projesi olarak sunalım hem belediye bu yükten kurtulur hem de devlete faydamız olur..”

    Tamam olsun da, acaba bir yerde yanlışımız var mı diye DSİ ve Çevre Bakanlığı arasında mekik dokuduk yani..

    Konuyu devrin bakanı Sayın Osman Pepe’den destek almak amacıyla dostumuz Sayın Ali Bayramoğlu abimize açtım. Sağolsun hemen Sayın Bakanı aradı ve Aydın’da buluşup, “yerinde inceleyelim” kararı aldık...

    Ve de Sayın Bakan helikopterle Turtay Otel’in pistine indi.

    Ben elimde dosyalarla beklerken,
    Sayın,
    Sayın,

    Sayın,

    Sayın,

    Helikoptere binince ben dışarıda kaldım..

    Tamamda ben de “Allah Allah bunlar ne yapıyor” diye düşünürken telefonum çaldı..

    “Eee biz şimdi nereye bakacağız, Sayın Bakan soruyor” deyince..

    Dedim ki,

    “.. gördüğünüz ilk boşluğa inin orasıdır muhakkak..”
    .. Dediler “Tamam anladık...”

    Vayyy be ekibe bak, zeki insanın hali bir başka. (yahu bırakın biraz güleyim.)
    Neyse başkanın makam arabası ile kendisini almaya gittim helikopterin indiği yere.. (Doğanbeyde açılış için..)

    Aaa bir baktım bizim helikopter yolun üstünde..

    İndim arabadan bir hatıra fotoğrafı çektireyim de ileride bizim de bir hatıramız olsun..

    Bu arada gazeteci dostlar da resim aldılar...

    Ertesi günü bir haber ki ne haber..

    “Selçuk 300 bin USD’ye helikopter aldı..”

    Dedikodu yapan ve de kıskananlara da mesaj verdim…

    “Aldıysam, aldım para benim pul benim” dedim..

    Hadi bakalım buyrunnnnn....

    Telefonlar susmuyor.. Sövenler, sevinenler, hırsız herif diyenler..

    Vayyy, vayyy, vayyy ortalık toz duman...

    Ertesi günü 0232…. No’dan aranıyorum..

    Açtım, bir bayan sesi, “burası ...... üniversitesi..”

    Buyrun efendim..

    “Sayın Selçuk, biz de bu helikopterden almayı planlıyorduk bize yardımcı olur musunuz, fiyatı çok uygunmuş” deyince.

    Bozuntuya vermedim tabiiki ki,

    “Efendim o kampanya üç gün evvel sona erdi dememe rağmen ikna edemedim...”

    Bu arada ünlü berber Borazan Mehmet’ten neler çektiğimi kendi anlatsın...

    Nihat Bilge abimiz hızını alamayıp benim helikoptere nasıl tüp takdırdığını kendi anlatsın..

    Bu arada telefonlarımı helikopterle gezdirmedim diye açmayan rahmetli annemi de
    anmadan geçemeyeceğim.

    Bunun yalan olduğuna annemi zor inandırdım be kardeşim..

    MUSTAFA SELÇUK