• Darphane / Kabristan..

    Hırsızlığı, soygunculuğu tüm dünya tarafından bilinen AKP iktidarı, susadığı zaman “Tuzlu Su” içen şaşkınlar gibidir. Susadıkça içen içtikçe susayan şaşkınlar gibi, çaldıkça zenginleşirler, zenginleştikçe daha fazla çalmaya devam ederler. Açıklanan tedbir ve sözüm ona desteklere gelince, Türkiye’de bundan böyle fazla mesai yapacak iki kurum kalmış; Darphane ve Kabristan Görevlileri!

    12:32:46 | 2020-03-23

    http://yavuzlarmylife.com

     

    AKP Genel Başkanı, önce Çankaya Köşkünde Koronavirüs Salgını nedeniyle bir toplantı yaptı.

    Dünyanın bir bütün olarak çalıştığı, devletlerin dahi birbirlerine yardım ettiği salgın için yapılan toplantıya, Tıp Uzmanları- Sağlık konusunda yetkin STK’lar- Muhalefet parti temsilcileri- Sendikalar davet edilmedi.

    Erdoğan, dip dibe oturulan altı saatlik toplantı sonunda, basın toplantısı için şov olsun diye katılımcıları birer koltuk atlatarak oturttu ve alınan tedbirleri, destekleri açıkladı.
    Açıklanan tedbir ve sözüm ona desteklere gelince, Türkiye’de bundan böyle fazla mesai yapacak iki kurum kalmış;

    Darphane ve Kabristan Görevlileri!

    Kabristandaki fazla mesainin sebebi Koronavirüs salgınına karşı ciddi mücadele edilmemesi olacak.

    Darphanedeki 7/24 çalışmanın sebebi ise, paramızın kalmaması.

    Özellikle yaşlı kesimden Kabristana giren, bir defada kurtulacak!

    Karşılıksız para basmanın sıkıntısını ise virüsten kurtulan yaşlılar ve nüfusun diğer kısmı yıllarca çekecek!

    16 Mart 2020 tarihindeki “Kriz Yönetmek” başlıklı yazıda, Bademlerin bu krizi yönetemeyeceklerini yazmıştım. Öngörüm, maalesef doğru çıktı.

    Çağımızın vebası, cehalettir. Ülkeyi yönetenler;

    Cahilse, bir de her şeyi bildiğini sanıyor ve kibre kapılmışlarsa, yandığınızın resmidir.

    Bu tip yöneticilerin bastıkları yerde ot bitmez, bereket ve güzellik olmaz.

    Gerçekleri yazalım;

    - Sistemin durmaması, insanlarımızın sıkıntı çekmemesi için 15-20 Milyar dolarlık kaynak gerek. Var mı böyle bir sağlam kaynak? Yok!

    - Her türlü olası virüs salgını için, olası biyolojik saldırı için bir planlamamız
    var mı? Yok!

    - Türkiye’de 100 bin kişiye 281 yatak düşerken, bu oran AB ülkelerinde 504 yatak. Sağlık hizmetleri de yetersiz.

    - Bilime, uzmanlığa, yardımlaşmaya inanan bir iktidar var mı? Yok!

    Bu kadar yoktan, çıksa çıksa felaket çıkar.

    Öyle bir iktidar tarafından yönetiliyoruz ki;

    Bankaların, yandaş müteahhitlerinin, haram medyasının milyarlarca liralık vergi borçlarını sıfırlıyor, yandaş vakıflara milyarları akıtıyor, ama iş vatandaşa gelince tık yok!

    Bu destek paketinde çiftçinin, köylünün, çalışanların, emeklilerin desteklendiğini gördünüz mü?

    Göremezsiniz. Fakat kendileri, termal kameralarla, özel doktorlarıyla Saraylarda kendilerini korur.

    Değerli Okurlar;

    Hırsızlığı, soygunculuğu tüm dünya tarafından bilinen AKP iktidarı, susadığı zaman “Tuzlu Su” içen şaşkınlar gibidir.

    Susadıkça içen içtikçe susayan şaşkınlar gibi, çaldıkça zenginleşirler, zenginleştikçe daha fazla çalmaya devam ederler.

    Türk Milletinin payına ise, sabır ve dua kalır.

    Vah Türkiye vah…

    Sağlık ve başarı dileklerimle..

    * * *

    ŞAPTAN ŞEKER

    Kişi cahil ise, öğrenmeye ve bilime kapalı ise, ne yaparsanız yapın onu eğitemezsiniz.

    Bu kişi, bir ülkenin önemli yönetim kademelerinde bulunuyorsa, yapmanız gereken ilk şey onu görevden uzaklaştırmanın çaresini aramaktır.

    Hele o kişi, soygun yoluyla edindiği yurtdışındaki mal varlığı sebebiyle “Rehin” alınmışsa, onu indirip, yargının önüne dikmek, sadece sizin değil ülkenin en öncelikli meselesidir.

    Çünkü cehalet ve ahlaksızlık rehin alınmayı, rehin alınma ise ihaneti getirir.

    Türk Milletinin ise artık yeni bir ihaneti kaldıracak gücü ve sabrı kalmamıştır…

    - Suriyeli sığınmacılar meselesi;

    Türk Devleti elbette ki kendisine sığınanlara yardım elini uzatacak, onları doyuracak, koruyacaktır.

    Geçmişinde defalarca yaptığı gibi! Kafkaslardan, Balkanlardan, Ortadoğu’dan, Afrika’dan, Avrupa’dan ölüm korkusuyla kaçan insanlara kucak açmadık mı?

    Türk Milleti de ekmeğini sığınmacılarla paylaştı. Tıpkı 500 yıl önce Avrupa’nın engizisyon zulmünden kaçan Seferad Yahudilerine kucak açtığı gibi!

    AKP’nin yanlış dış politikası yüzünden, ülkemize sığınmak zorunda olan Suriyelilerin sürü gibi vatanımıza girmeleri karşısında AKP yetkililerini uyarmıştık;

    “Yapmayın! 5 milyon kişiyi yurdumuzun her yerine dağıtmayın! Bu kişiler ömürleri boyunca ne koruyucu aşı oldular ne hijyenden, ne de sağlık önlemlerinden haberleri var. Bulaşıcı virüs kontrolü ve sağlık denetimi yapın. Önceliği çocuk ve kadınlara verin!”

    AKP dinlemedi. “Biz Ensar’ız, sığınmacılar misafir” diyerek, yurda dağıttılar.

    Üstelik yüz binlerce Afganlı, İranlı, Libyalı da cabası!

    Sonuç;

    Türk Milleti, bugün için dünyadaki, sağlık kontrolünün en zayıf yapıldığı, hastalık envanterinin düzenli tutulmadığı topluluklardan biridir. Son virüs salgını nedeniyle gördük ki, en hazırlıksız ülkesidir de!

    Ve tüm ölümlerin sorumlusu cahil AKP’dir…

    Salgın sebebiyle yapılan destekler;

    Tüm devletlerin yöneticileri, kayıplarını en aza indirmek, yaralarını sarmak için çeşitli programları devreye alıyor. Kişi başına karşılıksız 1.000 dolar destekten, faizsiz kredi vermeye, vergi alımını ertelemeye, çalışanları işsiz bırakmamaya, icra takiplerini durdurmaya kadar çok sayıda önlem alıyor.

    Her devletin yöneticileri, kendi gücüne göre halkının yanında olmak, onları muhtaç ve sahipsiz bırakmamak için çırpınıyor.

    Ya bizimkiler?

    Günlerdir AKP Genel Başkanını görmüyoruz. Kendisini sarayına kapatmış, önceliğini kendisine ve ailesine vermiş, olayları film izler gibi izliyor! Ne ses var ne de soluk!

    İşsizlik fonunda birikmiş ve çalışanların parası olan milyarlarca lirayı Türk Milleti için kullanın diyoruz, fonda tek kuruş kalmamış. Bademler götürmüş!

    İşsizlik fonu sıfır.

    Bu günler için biriktirilen ve Türk Milletinin olan “Merkez Bankası İhtiyat Akçesini” kullanın, esnaflara dağıtın diyoruz, ihtiyaç akçesini Bademler yemiş bitirmiş!

    Hiç olmazsa bankalar, insanların kredi kart borçlarını faizsiz 3 ay ertelesin, insanlar bir nefes alsın diyoruz, bankalar duymuyor bile!

    Dünyada hiçbir ülke yönetimi, bankacılık sisteminin yüzde 10’undan fazlasını özelleştirmez. Bankacılık sistemini ve finansın kontrolünü yabancılara vermez.

    Size defalarca “Yapmayın, bankaların kontrolünü yabancılara vermeyin deyip, dünyadan örnekler verdik, dinlemediniz! Bugün Türkiye bankacılık sisteminin yüzde 51’inin kontrolü, yabancıların elindedir. Tabii ki AKP sayesinde…

    Değerli Okurlar;

    Bugün tüm dünyaya, bir arazi parçasının nasıl vatan yapıldığını öğrettiğimiz gündür. Binlerce vatan evladının, Türk Milletinin geleceği için seve-seve bedenini toprağa verdiği gündür.

    Türk Vatanı için, gelecek nesillerimiz için ölüm şerbetini içen atalarımız boşa mı öldüler?

    Büyük Atatürk’ün bizlere bıraktığı Cumhuriyeti, bizler çocuklarımıza bırakabilecek miyiz?

    Altın soru budur. Bırakabileceğimize inanıyor musunuz?

    Şaptan, şeker olmayacağını anladığımız an, bırakabiliriz.

    Böyle uyumaya devam edersek, çok zor, çok…

    Not: Rifat Serdaroğlu’nun sosyal medya hesabından alınmıştır.