• Durum-Zehir-Panzehir..

    Gelin sizinle biraz siyasi potpori yapalım. Küçük başlıklar halinde ülkemizin içinde bulunduğu durumu irdelemeye, analiz etmeye çalışalım.

    14:05:03 | 2021-09-26

    EKONOMİ...

    İktidardakilerin söylemlerine bakarsanız ekonomi şahlanmış, Türkiye uçuyor.

    Muhalefetin gözünde ise ülke batmış.

    Bakalım öyle mi?

    Bırakın 2023’e atfedilen iki trilyon dolar milli gelir, kişi başına 25 bin dolar gelir hedefinin tutturulmasını en son bir trilyon yüz milyar dolara kadar çıkan milli gelir sekizyüz küsur milyar dolara, 11 bin dolar olan kişi başına gelir de 9 bin dolara düşmüş.

    Bir zamanlar yüzotuzbeş milyara kadar yükselen Merkez Bankası döviz rezervleri bankaların munzam karşılıklarını ve swap hesapları çıkardığınızda eksi elli milyar dolara gerilemiş.

    Netice itibariyle ekonominin uçtuğu kesin de yukarı mı yoksa başasağı doğru mu onu da sizin takdirlerinize bırakıyorum.

    HAYAT PAHALILIĞI...

    Buraya ayrı bir parantez açmak lazım. Burası bam teli.

    Yukarıda ihtişam ve şatafat tam hızıyla sürerken ve yukarıda bahsettiğimiz azalan gelirlerde nüfusun yüzde birine bile tekabül etmeyen mutlu azınlık tarafindan sömürülürken aşağısı yangın yeri.

    Çocuğuna yetemediği için intihar eden babalar, akşam vakti pazar yerlerinde dökülenlerden yiyecek toplayan mutsuz umutsuz insanlar. Neredeyse her ay otomatiğe bağlanan elektrik ve doğalgaz zamları, uçan kiralar, yıkılan yuvalar ve çöken ahlâk memleketin acı gerçeği.

    SOYGUN - TALAN...

    Burası tam bir gayya kuyusu.

    Dilerseniz bu konuyu ayrı bağımsız bir yazıda ele alalım.

    GÜVENLİK...

    Yöneticilerin siyasi rant uğruna toplumda oluşturdukları ayrışma ve kutuplaşmadan kaynaklanan gerginliği bir kenara bırakalım. Sokaklarda serseri mayın gibi dolaşan Suriyelilerin, Afganların varlığı büyük tehdit.

    Birçok ilimizde oluşan demografik yapı ile ilgili zorlamalar ayrı bir tehdit.

    Bütün bunlar yetmez gibi bir büyük tehdit de ümitlerini, kimliklerini, kişiliklerini kaybetmiş her an her türlü olayda herkes tarafindan kullanılabilecek ucuz uyuşturucu müptelaları.

    Düşünebiliyor musunuz. 2018 yılında Türkiye’de kullanılan kristal denilen metafamin maddesi miktarı birbuçuk ton.

    Bu miktar 2019 yılında dörtbuçuk tona çıkmış.

    Bugün ne kadar Allah bilir.

    Yani toplum olarak her an patlayabilecek bir yanardağın üstünde oturuyoruz.

    ÇÖZÜM...

    Yukarıda ifade ettiğimiz bütün bu olumsuzlukların sebepleri çoğunlukla hiçbir denetim mekanizması içermeyen tek kişinin iki dudağı arasına hapsolmuş ucube bir Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi.

    Bu sistem topluma içirilen bir zehir.

    Ama aynı zamanda panzehiri de içinde saklı.

    Nasıl mı diyeceksiniz.

    Siz de biliyorsunuz ki Meclisin yönetimde hiçbir yetkisi yok. Ülkeyi Cumhurbaşkanı ve atadığı kişilerden oluşan dokuz üst kurul yönetiyor. Eğer biz Cumhurbaşkanlığı seçiminde siyasi aidiyetlerimizi bir kenara bırakıp gerçekten milliyetperver, vatansever, çalmayan, çırpmayan dürüst ve herkesi kucaklayan bir Cumhurbaşkanı seçersek Cumhurbaşkanı da aynı özelliklere sahip bürokratlardan bu üst kurulları oluşturur. Bu silsile asağıya doğru devam eder. Ki bu günkü durumdan rahatsız olan ama sesini çıkaramayan bürokrasinin büyük çogunluğu da bu kervana katılır.

    Peki var mı böyle bir Cumhurbaşkanı olacak aday adayı?

    VAR.

    Bu vasıfları taşıyan birisi var.

    Dünyanın da örnek gösterdiği MANSUR YAVAŞ.

    Bu bir kereye mahsus geçiş dönemi seçimi.

    Ülke tekrar asli mecrasına çekildikten sonra hedeflenen Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçilir.

    Fakat anlaşılan o ki Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bu hususta bir dönem daha görev yapsınlar diyerek ayak sürümektedir.

    Sayın Kılıçdaroğluna sormak lazım.

    Ülkenin geleceği mi önemli, yoksa Ankara Büyüksehir Belediye Baskanlığı mı?

    Şimdi diyeceksiniz ki bu ülkede hiçmi iyi şeyler olmuyor.

    Oluyor elbette.

    Ama genele vurduğunuzda devede kulak bile değil…