• Emparyalizmin Truva Atı…

    Yıllardır yazar, söyleriz. Badem takımının kafasına Atatürk Cumhuriyetini, demokrasiyi, lâikliği, sosyal devleti, Türklüğü, özgürlükleri, kadın-erkek eşitliğini, doğruluğu ve namuslu olmayı yerleştiremezsiniz.

    21:29:34 | 2019-12-31

    http://yavuzlarmylife.com

     

    Dönemin Başbakanı Erdoğan ve Suriye Cumhurbaşkanı Esad İstanbul WOW Otel’de, AKP İl Başkanlığı’nın düzenlediği iftarda bir araya geldiler. Davutoğlu ve Babacan’da orada idi.
    Erdoğan konuşmasında şunları söyledi;

    “Esad kardeşim ve şahsım, iki ülkenin karşılıklı olarak eşzamanda vizelerin kaldırılmasına karar verdik. Biz bin yıldır aynı sofraya oturduk. Aynı ekmeği aynı suyu paylaştık. Suriye, bizim dosttan öte kardeşimizdir.”

    Bu sözlerin üzerinden daha bir yıl geçmeden “Kardeş Esad”, “Kalleş Esed” ve “Katil Esed” oluverdi!

    Bin yıldır aynı sofraya oturan iki kardeş nasıl oldu da böyle kanlı bıçaklı oldu?

    Bu sırrı çözmek için gelişen olayları, tarihin süzgecinden geçirerek irdeleyip akıl yürütünce iki sonuca ulaştık.

    Ya taraflardan biri aklını kaçırdı ya da taraflardan birine böyle davranması için karşı koyamayacağı bir yerden emir verildi! Üçüncü bir şık bulmak mümkün olmadı, en azından biz bulamadık!

    Öyle ya, bu sözler söylendiği an Erdoğan Başbakan ve yıllardır Türkiye’nin başında idi. Esad deseniz, önce babası sonra kendisi aile olarak elli yıldan fazla Suriye’nin başında idi.

    Yani bu ikili sokakta tesadüfen karşılaşıp, kardeş olmamışlardı, değil mi?

    Üstelik ikisi de bakkal dükkanı işleten gençler değil, iki büyük ülkeyi yöneten kocaman adamlardı!

    Ne oldu, nasıl oldu, neden oldu, niçin oldu diye düşünürken dönemin Başbakanı’nın iki beyanı önümüze düşüverdi;

    - Erdoğan; Biz Genişletilmiş Ortadoğu Projesinin Eşbaşkanıyız. Önemli görevlerimiz var, deyişi!

    - Erdoğan’ın; Emir komuta merkezim ne emrederse onu yaparım. Papaz elbisesi giyeceksin dese, Papaz elbisesi bile giyerim, deyişi!

    Dönemin Başbakanı Erdoğan bu emperyalist projenin eşbaşkanı ise, esas başkanı kim acaba diye düşünürken, yanıt ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’tan geldi. “Bu proje sonucunda 22 İslam ülkesinin sınırları değişecek, projenin başkanı da ABD Başkanıdır.”

    İçimden “Eyvah” dediğimi bugün gibi hatırlıyorum. Erdoğan’ı yine aldatıp, Papaz elbisesi giydirdiler!

    Aradan yıllar geçti. Suriye bir kan gölüne döndü. 1,5 milyon Müslüman öldürüldü.

    Milyonlarca insan yerini yurdunu bıraktı, göç etti. 5 milyonu Türkiye’ye sığındı. Akdeniz, binlerce çocuğa mezar oldu.

    ABD Askerleri, yüz binlerce Müslüman kadına tecavüz etti, Başbakan Erdoğan da ABD Askerlerinin sağ salim ülkelerine dönmeleri için duacı oldu…

    AKP’nin Suriye politikasının faturası Türk Milleti’ne çok pahalıya mal oldu! Şimdiye kadar 45 Milyar Dolar harcadığımız ifade ediliyor! Türkiye’deki Suriyeliler ülkelerine dönmek istemiyorlar. Bu sıkıntılar önümüzdeki on yıllar boyunca başımıza bela olmaya devam edecek.

    Peki, BOP’nin patronu ABD ne elde etti?

    Suriye’de asker kaybetmedi. Zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarının üstüne oturdu. PYD’ye destek verip, Suriye’nin doğusunda, ikinci İsrail Devleti gibi görev yapacak Kürt Devletinin ikinci parçasını kurdurdu.

    Sonuçta kaybeden, şehitler veren, ekonomik olarak çok büyük zarara uğrayan, hür dünyaya itibar kaybeden, demokrasisi darbe yiyen Türkiye oldu!

    Yanlış politikalar yüzünden Türkiye’ye zarar veren AKP yönetimi, Türk Milletine bir açıklama yapmadı! Bu kararının hesabını vermedi! Özür de dilemedi!

    Suriye’de doğru yaptığını mı zannediyor, yoksa baştan beri amacı bu muydu?

    Eğer AKP Suriye’de doğru yaptığına inanıyorsa, Libya’da daha büyük felaket bizi bekliyor demektir. Önümüzdeki günlerde neler olacağını TBMM bilmiyor.

    Türk Milleti de bilmiyor, sadece “Tek Adam” biliyor!

    Yıllardır yazar, söyleriz. Badem takımının kafasına Atatürk Cumhuriyetini, demokrasiyi, lâikliği, sosyal devleti, Türklüğü, özgürlükleri, kadın-erkek eşitliğini, doğruluğu ve namuslu olmayı yerleştiremezsiniz.

    Bunlar Federe İslam Cumhuriyetini kurmadan durmayacaklar.

    Seçimle gitmemek için de ellerinden gelen her türlü melaneti yapmaktan çekinmeyecekler.

    Sadat denen AKP Özel Örgütü’nün Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Danışmanı Emekli Tümgeneral Adnan Tanrıverdi’nin, tamamen bir Hıristiyan inanışı olan “Mehdi-Mesih” beklemesi ve bunun için hazırlık yaptıklarını ifade etmesi, laiklik ilkesinin altına bomba koymakla eşdeğerdir.

    Emperyalist devletlerin içimize soktukları “Truva Atının” ne olduğunu anlatabildik mi?

    Çoban Ateşi Hareketi sözcülerinden başka bunları söyleyecek ve mücadele edecek bir tane siyasetçiniz var mı?

    Sağlık ve başarı dileklerimle… 31 Aralık 2019

    Rifat Serdaroğlu’nun sosyal medya hesabından alınmıştır..