• Her şeyi birbirine karıştırdık..

    Günümüzde birçok insan içinden çıkamadığı meseleleri Allaha havale eder, hiçbir fikir yürütemediği için çaba sarf edemez. Kadercilik çukurunda ya debelenir ya da huzur içinde her şeyi hayra yorar, yatar. Bazıları bunu tevekkül olmak zanneder.

    18:56:05 | 2020-05-13

    http://yavuzlarmylife.com

     

    http://www.kardelenpersonelkiyafeti.com 

    Biz teknik insanlar, yapacağımız işlerin önce büyük perspektifini görür. Sonra teknik resmini (önden, yandan ve üstten görünüşlerini) çizeriz. Ondan sonrada imalatı için bütün parçaları ayrı ayrı bu işlemlerden geçiririz. Bu son yaptığımız imalat resimleridir aynı zamanda. Ayrı ayrı resimlerini oluşturduğumuz parçaları imalatını yapar daha sonrada bu parçaları birleştirerek ilk perspektifini çizdiğimiz makineye de kocaman işi imal ederiz.

    Yukarıdaki yaptığımız yöntemleri, hayatımızda da uygularız. Genellikle çözülmez gibi görünen karmaşık sorunların içinden bu yöntemle çıkarız. Yani o sorunu küçük küçük parçalara ayırarak, her birini çözümledikçe adım adım içinden çıkar, başarırız.

    Biraz teknik resim bilen, biraz, sebep sonuç ilişkisi kura bilen, biraz öz eleştiri yapabilen insanlar sorunlarını büyütmedikleri gibi, ülke meselelerinin üzerine de çözümler bulabilirler.

    Buraya neden geldim?

    Günümüzde bu ayrıntıları yakalayamayan birçok insan içinden çıkamadığı meseleleri, Allaha havale eder, hiçbir fikir yürütemediği için çaba sarf edemez, kadercilik çukurunda ya debelenir ya da huzur içinde her şeyi hayra yorar, yatar. Bazıları bunu tevekkül olmak zanneder.

    Allah kitabı ile bize, düşünme ile ilgili 80’den fazla ayet göndermiştir.

    Görme ile ilgili yüze yakın ayet göndermiştir. Oysa ki Allah olup bitenleri görmemiz ve onlar üzerine düşünerek kafa yormamızı emrediyor. Elimizden gelen gayreti gösterdikten sonra, tevekkül olmamızı emrediyor. Olup biteni göremeyen, yanlışlara dur diyemeyen ve hiçbir efor sarf etmeden yatmamızı, susmamızı, ise normal karşılamıyor. Peygamberimiz de bir hadisi şerifinde “haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır” diyor.

    İnsanımız okumuyor, kültürünü ve bilgi birikimini ya dizilerden ya da filmlerden tamamlamaya çalışıyor. Her yapılan dizi ve film beyin altına yapımcısı ve finansörünün düşüncelerini kazımaya çalışınca ortaya doğrular ya da olması gerekenler değil; toplumun düşünmesi istenen gibi düşünmeye, hareket etmesi istenen gibi, hareket etmeye başlıyor.

    Toplum, okuyanlarla okumayanlar, düşünenler le düşünmeyenler, çözüm üretenlerle üretmeyenler, Çare arayanlarla edilgenler, görenler ve göremeyenler olarak şekillenirken, aralarındaki uçurum nedeni ile uyumsuzluklar, oluşuyor.  Bir tarafın baskın olması halinde iç kavgalara Allah korusun iç savaşlara doğru sürükleniyor.

    Gariptir, okumayanları, düşünmeyenleri, göremeyenleri, araştırıp sorgulayamayanları, üst akıl kutsalları ile yönlendirdiğinde; karşı tarafta kalanların, hayatlarına son vere bilecekleri savaşlar da çıkarabileceklerdir. Geçmişte yaşanılan acı örnekleri bulunmaktadır.  

    Şimdi gelelim ne yapmalıya.

    Ne yapmalıyız?

    Öncelikle başımıza gelen ya da toplumumuzun yaşadığı her olayı, araştırmak ve sebep sonuç ilişkisini kurmak zorundayız. En basit bakma yöntemimiz şu olmalı.

    Yaşadığımız olay sonucunda kim ya da kimler, kazançlı çıkıyor? Kimler zararlı çıkıyor? Bu sorunun cevabını olayların başında bulursanız tedbir alırsınız ve korunursunuz. Diğer yandan olay sonucunda karlı çıkanlar olayın sebep olanları yani yapanları, yaptıranları dır. Olay sonunda zararlı çıkanları ise, masum olanlar, hedef olanlar, suçsuz olanlardır.

    Her olayı böyle inceler, aynı soruların sonuçlarını bulmaya çalıştığınızda; sizlerin zararınıza veya faydanıza çalışanları görmeniz mümkün olacaktır.

    Efendiler şimdilik, bu araştırmayı yapmaktan aciz, milyonlarca insanı kullandıkları için, dünyada, savaşlara, kaoslara, insanların sömürülüp aç bırakılmasına, ülkelerin yanlış ellerde iflasa gitmesine ve kaynaklarının başka insanların kasalarına akmasına sebep olmaktadırlar.

    Saygı değer okurum,

    Bu yazıyı okuduğunuzda, lütfen önce kendi yanlışlarınızı, sonrada benim yanlışlarımı arayınız. Hiçbir art niyetimin olmadığından lütfen emin olunuz. Amacım, çok daha güzel ve yaşanası dünyada, kaynakların ve zenginliklerin, adil paylaşımıdır. Oysaki bu gün dünyanın bütün zenginliklerinin yüzde doksanını, yüzde onluk kesim;  yüzde onluk kısmını da, Dünya nüfusunun geri kalan kesimi paylaşıyor.

    Buna dur demenin zamanı ise, lütfen bu adaletsizlikleri yapanları, attıkları nutuklara bakmaksızın içinde bulundukları zenginliklerine bakarak değerlendiriniz.  

    Saygılarımla.