• Kahve ve falı…

    Kahve ağır sohbetlerin soluğu ve her evin yemek üstü, keyfi ağırlayan olgun ev sahibidir. Kahve falı kadının ince zekâsından çıkan bir akıl oyunudur.

    10:20:32 | 2021-12-08

    Argoda “gelmişini – geçmişini” diye bir tabir vardır… küfürlerde kullanıldığı gibi her anlamı ile fala da yakıştırıyorum ben bu sözü.

    Gelmişli - geçmişli geniş zaman belirteçleri kipli ya da kipsiz laf atışmalarına, ispiyona, moral bozmaya, öğüt vermeye yarayan fal için belirlenmiş sanki. Fallarda şimdiki zaman netliği yok denecek kadar az.

    Bol ihtimalli iyi bakılan fal ile bir insanın fikrini tamamen değiştirebilir, ikna edebilirsiniz. Bir çok fal çeşidi var ve sadece kahve falı kadınlara misyon edindirilmiş. Çünkü…

    Önce ılık buğusu burnunuza kokusunu bırakır ve esmer tadı ağzınızda yerini ararken, taneleri darmadağın olup etrafa savrulur. Sonra sertliği genzi yakan, yakan acısının yerinde hoşluk yarattığı tadı ile damağınızın en kıymetli yerini kaplar kahrolasıca.

    Lezzette sertlik ile gelen refahın rahatlatıcı yaman çelişkisinin adıdır kahve.

    Koku tonu yasemin çiçeği ile aynıdır.

    Arap mitolojisinde yasemin çiçeği, kadının bireysel özgürlük simgesidir ve aynı coğrafyanın bitki güzelleri olduklarından bana; uzaklardan gelen bir hengame ile yasemin çiçeğini hatırlatıverir pişmiş kahve kokusu.

    Bana göre oralardan gelen kahve ve falı, ne kadının kendinden ne de erkeğin kadından vazgeçemeyeceği gerçeği üzerine kurulmuş efsunlu bir içecektir. Çünkü yasemin diyarından gelen kahvenin tadının hakkını veren de falının mucidi de kadınlardır.

    . . .

    Kahve ağır sohbetlerin soluğu ve her evin yemek üstü, keyfi ağırlayan olgun ev sahibidir.

    Çay uzun solukludur ve her eve uyum sağlamaz. Bu yüzden kahve sosyalist bir burjuvadır… karmaşık değil mi!? Yani bu kadar ağır duruşu ile her eve girebildiği için, eşitlikçi bir zengindir.

    Tadı ve miktarı o kadar kendine münhasırdır ki… kıymetinden okka ölçüsü ile içilmeye layık görülmüştür kahve.

    * * *

    Yavuz Sultan Selim Devri’nde Osmanlı kültürüne giren kahve, aynı dönemde haremde de rağbet görür. Tevatüre göre… fincanın içinde kuruyan kahve telvelerinin şekillendiğini keşfeden harem güzelleri, birbirlerine alenen söyleyemedikleri gerçekleri ve uyarıları, bu şekiller üzerine kendi senaryolarını yazıp, kahve falı adı altında sahnelerini kurmuşlar; böylece kahve falı varlığını meşrulaştırmış.

    Gerçeği telve aracılığı ile söyleyince kahve falının sahiciliği, falcının da kehaneti kabul görüp, hayatları şekillendirmeye varan ciddiyeti ile günümüze kadar gelmiş.

    Kahve falı kadının ince zekâsından çıkan bir akıl oyunudur. Böyle olunca falına bakabilmek için de uzmanlık alanınızın güçlü bir hayal gücü ile halden anlamak olması gerekmektedir.

    Her eve giren bir fal çeşidi olduğundan konu - komşu, hısım - akraba, eş - dost herkesin uzman kesildiği, kadınlar arsında dedikodu arama ve atışma aracı haline gelen kahve falı haremlerden, ayaklara kadar düştü. Bununla birlikte amacı hala aynı.

    Günümüz şartlarında geçim derdi, karı - koca geçimsizliği gibi birçok konuyu sorma ve anlatma sebebi olan kahve falı, uzaklaşılan mahalle dostluklarının, kapı arkası samimi fısıltılı dertleşmelerinin yerini aldı; hem de dertleşmelerin masumiyetini kaybettirerek.

    * * *

    Günümüzde çiftler gece olup yan yana başını yastığa koyup, uyumak için sırtlarını birbirlerine döndüklerinde, akıllarında başka birisi ile uykuya dalıyor. Bu sebeple ruhen ve fikren aldatma günümüzde kanıksanır oldu. En çözümsüz ve çaresiz aldatma yolu ruhen ve fikren aldatma olduğundan, durağanlaşan ve heyecanını kaybeden ilişkileri için çiftler bu konuyu dillendiremez. Çünkü aynı ihaneti kendisi de yapmaktadır ve bu susmaların, kabullenmelerin en çaresizidir.

    . . .

    Kültürümüzde hala çekirdek ailenin, ataerkil yapımızdan koparılamayış geleneğinden bu kültür zamane gençlerine uyarlanamıyor. Günümüz, genç çiftlerin bu dayanışma geleneğini benimsemeyişine rağmen çekirdek aile, olgun bir meyve olarak hep birlikte yaşamaya zorlanıyor. Bu yüzden özellikle kadınlar arasında aile içi mobing şiddeti kol geziyor ve adı kayınvalide, görümce, gelin çekişmesi. Bunun çözümü de “kol kırılır, yen içinde kalır” tedavisi. Gene acı dolu bir suskunluk ile gelen kabulleniş.

    . . .

    Yaşamların geneline yayarak kadın kadına, aileler arsında ve çocuklara kadar indirilmiş maddiyat içerikli sosyal hayat yarışı ve “en sosyal ve lüks hayat bizimkisi” durumu, ispat çabası da ciddi bütçe ayrılması gereken, aile içindeki ayrı platform. Seviyesine göre, toplumun ailelerin kendilerine uygulamasına izin verdiği başka bir mobing ve dolayısı ile şiddet. Bu şiddeti yaşayıp, yaşattığı zorluklar nesnel olduğu için susulması zor. Burada topluma yakalanma paniği ile yaşanan gerginlikler had safhada.

    . . .

    Eşler, aile içi bireysel paylaşımdan uzaklaşılınca birbirini, maddiyatı, çekirdek aile kültürü kavramını kaybediyor. Toplum şartlarına göre güncelleyemediğimiz yaşamlardaki bu kayıp masalları bulmak için de, efsunlu içecek olan kahve içerek dertleşilip, falı ile de anlatılanların ihtimallerinden yeni umutlar aranıyor.

    Fal kapatan için.. kendisine bile itiraf edemediği bir gerçek falda çıkarsa, kişisel varlığı onaylanacak ve rahatlayacak. Fal bakan için de.. bilmek isteyeceği bir sır ya da sorun yakalarsa, kadınların kahve sohbetlerinin yanına lokum olarak gezdirecek.

    Önce büyü bozulup masalın bitmesi gerekiyorken, şimdilerde masallar aniden bitiveriyor. İnsanlar büyülü yaşam özleminin tadı damağında kalmış bir şekilde ortalıkta kalakalıyorlar.

    * * *

    Büyük heveslerle baktırdığım onlarca kahve falından kendime dair iyiye ya da kötüye yorabileceğim bir  ihtimal bile duymadım. Burada da ketumluğumun seviyesini görüp, kahve falımdaki hikâyeyi dinleyerek eğleniyorum. Arkadaşlara göre falımın çıkmayışının sebebi de yıldızımın düşük olmasıymış.

    Her şeyin şekilsiz, sessiz, sadesini ve birazda çirkinini seven yapım ile bir okkalık kahvenin hatırına yakıştırılan ve çok tatlı bulduğum bu maniyi ortaya atayım.

    Bir gün sana gelirsem bana bir kahve pişir…

    İçine şeker koyma tebessümün yetişir.

     

    Okunma sayısı: 27.987