• Kumpas kumpas içinde..

    Atalar ne demiş; “En güzel masalı Araplar yazar, en güzel İranlılar okur, en çok Türkler inanır...” İşte şu an Yalan Dünyasının Agorasındayız...

    22:44:53 | 2021-12-30

    Antik çağlarda Yunanlılar Agora yani çarşı meydanında toplanır, bir birleriyle karşılıklı atışırlarmış. Pers kralları da Yunanlıları tanımlamak için, “Agora denen bir meydanda toplanıyorlar, bir birlerine karşılıklı dünyanın en büyük yalanlarını söylüyorlar, buna da politika diyorlar!..” ifadelerini kullanırlarmış.

    Aslında bir mala çökme kumpası olan Kamu Hukuku Uzmanı Dr. Erkan Karaarslan olayı da, politikanın Agorasında ikinci Kabataş Yalanı vak'ası... Onu bile geçti. Erkan Karaarslan, Mersin-Aydın hattındaki FETÖ kumpas davasının baş öznesi. Adı, gulyabani gibi şehir efsanesine dönüştürüldü. Yıllar boyu yaptığımız araştırmalarda tam bir hukuk faciası, tam bir sosyal soykırıma tanık olduk.

    Bakın Aydın Şafak Gazetesi'nin sürmanşetine…

    Aylardır, “Erkan Karaarslan Kumpasını Çökerten Deliller” başlıklı sürmanşetimizi, korkmadan, çekinmeden, ısrarla orada tutuyoruz.

    Şimdi olayın özünü tane tane, Aziz Türk Milleti'nin vicdanlarına bir ışık hüzmesi gibi yeniden aktarma vakti.

    Dr. Erkan Karaarslan, kamu maliyesi konusunda Türkiye’de baş otoritelerden biri kabul edilen, uzman bir isim. Maliye Bakanlığı’nda görev yaptığı süreç içerisinde, FETÖ’cüler ile olan mücadelesi ve kendisine yönelik baskılar, kumpas girişimleri nedeniyle ayrılarak kendi şirketini kuruyor. (FETÖ’cülerin Erkan Karaarslan'a olan ve Erkan Karaarslan'ın FETÖ’cülerin baskısı nedeniyle görevinden ayrılmak zorunda kaldığı hususu, Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesi kayıtlarında mevcuttur.)

    Yanında 117 kişi çalışıyor.

    Belediyelere, Bakanlıklara, özel ve tüzel kurumlara, kamu maliyesi ve diğer konularda eğitim-danışmanlık hizmetleri veriyor.

    AK Partili-CHP'li-MHP’li Belediyeler, İçişleri Bakanlığı-MİT-Maliye Bakanlığı-Sağlık Bakanlığı ve diğer pek çok kurum ve kuruluşta, eğitimden ihale danışmanlığına çok sayıda hizmeti var. Dönemin AK Partili Büyükşehir Belediyeleri İstanbul ve Ankara dahil verdiği hizmetlere, bunların arasında bütçe tasarrufundan tutun, bütçe geliri artırımına kadar pek çok konu var.

    Tam işlerinin ve gücünün zirvesindeyken, bütün yaşamına mal olan bir projeyi, Aydın'a kazandırmakla yapıyor. Bu da, çöpten elektirik enerjisi elde edilen, EMAN projesi.

    Bu proje, Mersin-Manisa-Maraş’da faaliyette. Örneğin Mersin’de elde edilen gelirin yüzde 42’si BŞB’ye bırakılırken, Aydın'da bu gelir yüzde 7’de tutuluyor.

    Sebebi şu; Rahmetli İlhami Ortekin döneminde Aydın Belediyesi tarafından yaptırılan, açılışına devrin Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe ile yine dönemin DP Genel Başkanı Süleyman Soylu'nun da katıldığı son derece modern katı atık bertaraf tesisleri mevcut. Büyükşehir statüsüne geçildiği an bu tesisler yetersiz kalacağı için, dönemin parasıyla yaklaşık 500 milyonluk bir yatırım şartı sözleşmeye konuyor. Günümüz rakamlarıyla bu rakam çok daha yüksek. Bu şartı koyduran da, Erkan Karaarslan...

    Karşılığında tesisler 29 yıllığına işletilip, Aydın BŞB ye devredilecek.

    Asıl kumpas tam burada başlıyor.

    Şirkete başka bir hissedarın hisselerini teminat mektubuyla alan Levent Onuk giriyor. Anlayacağınız ne bir kuruş yatırımı, ne bir kuruş nakit koymuşluğu var şahsın. Fakat sinsi planlar konusunda uzman. Çünkü Erkan Karaarslan var olduğu müddetçe onları Aydın halkının lehine yatırımlara zorlayacak, bu da onları yüklü kazançtan edecek. En iyisi kopar Erkan Karaarslan’ın kafasını, çivi çakmadan, tek kuruş harcamadan eski parayla yüzlerce milyon, uzun vadede katrilyonları aktar cebine.

    İşte bu Levent Onuk, önceden devlet içindeki güçlü ağabeyleriyle planladıkları kumpas sürecini 15 Temmuz dönemine denk getiriyor.

    15 Temmuz ardından Erkan Karaarslan'a, “Ankara'da çok değerli bir devlet büyüğü ağabeyimiz var. Seni onunla tanıştıracağım” teklifi götürüyor. 23 ve 30 Temmuz tarihlerinde iki kez Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı Terörle Mücadele Şube Müdürü Koray Öner'in yanına götürüyor.

    Koray Öner'in kim olduğuna bakalım şimdi.

    Bu şahıs 15 Temmuz'un en önemli isimlerinden. Sözcü Gazetesi'nde Saygı Öztürk tarafından deşifre edilen, “Milli Damar” isimli oluşum içerisinde. Bu oluşumun ne denli tehlikeli olduğu, pek çok güvenlik uzmanınca, “Yeni Paralel Yapı” olarak adlandırıldı ve devlet-siyaset kurumları uyarıldı. İnternette gezindiğinizde buluyorsunuz zaten.

    Koray Öner, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanında bulunan Emekli Oramiral Cihat Yaycı yani FETÖMETRE’nin mucidi ile sürekli ve bire bir temasta. O günlerde elinde bulundurduğu güce bakın. Milli Damar Grubu'nun asıl perde gerisindeki gücü, eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ve Adalet Bakanlarından Fahri Kasırga'dan geliyor.

    Hatta bu güç öyle bir güç ki, ODA TV Kasırga'nın oğlunun karıştığı olayları yazmıştı. İhale alan bir firma hem de firma sahipleri AK Partili, ihaleden komisyon ödemedikleri için, FETÖ gerekçesiyle tutuklanıyor. Hatta ilk derece mahkemelerinde ceza verdiriliyor. Fakat dosya Yrgıtay'dan dönüyor ve şahıslar suçsuz bulunarak kesin beraatleri veriliyor.

    Örgütlü yapı AK Partililere bile çökmüş, CHP’li belediyelere çökmemesi mümkün mü?

    Bu olayla ilgili bir İl Emniyet Müdürü tutuklanıp, hüküm giymişti.

    Erkan Karaarslan olayı da bunların 15 Temmuz'u örtü yaparak gerçekleştirdikleri mala çökme operasyonunun bir örneği.

    Biliyorsunuz bu mala çökme operasyonu tanımını, Türk literatürüne geçmiş yazılarımızda sokan bizdik. İşte bu işin baş mimarlarından Koray Öner'in adı, başka meselelerde de geçiyor. Ankara'da üniversiteli kızların fuhuşa sürüklenerek işadamları-siyasetçiler-bürokratların kasede alınarak şantaj yapılması ve devlette hegamon güç olma çabaları. Müge Anlı bunu bir kez programında yayınlamış sonra Sabah-ATV grubu dahil hepsi korkudan yüz geri etmişti. Sedat Peker'in de açıklamalarına konu olmuştu.

    Şimdi bununla ilgili Ankara'da süren bir dava var.

    Anlayacağınız hiç bir şey gizli kalmıyor ve benim, “Gölgedeki Baron” başlıklı yazımda deşifre ettiğim Koray Öner, bizim Erkan Karaarslan kumpasıyla ilgili yazılarımız ardından Saray’a çağırılıp, 2021 Ağustos Ayı’nda emeklilik dilekçesi isteniyor.

    İşte Bu Koray Öner, 23 ve 30 Temmuz 2015 tarihlerinde, hem de Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde gerçekleşen iki görüşmede Erkan Karaarslan'a 24 kişilik bir liste verip, “Mersin BŞB Başkanı Burhanettin Başkanımıza söyle, sen onun da Danışmanısın. Bu listedekilere operasyon yapacağız, onları bir an önce açığa alsın” diyor.

    Erkan Karaarslan da Danışmanlığını yaptığı Burhanettin Kocamaz'a listeyi ilettiğinde Kocamaz tedbir olarak bu 24 kişiyi açığa alıyor. Takip eden süreçte bu şahıslar alınıyor, Erkan Karaarslan hakkında da yakalama kararı çıkartılıyor. Erkan Karaarslan şaşkın, kendisi gidiyor ifade vermeye.

    Bu kurgulanmış sahte FETÖ operasyonunda asıl hedefin kendisi olduğunu bilmiyor. Mahkeme heyeti kumpası görüyor, bakıyor, alıyor, dönüyor, ortada ne suç var ne FETÖ, ne tutuklamayı gerektirecek bir olay. Erkan Karaarslan salınacağını zannederken ki mahkeme heyetinin de kararı o yönde, Gölgedeki Baron Koray Öner'in Mersin'deki ayağı istihbarat Şube Müdürü Ufuk Faruk Solmaz, Aydın'dan acilen Haldun Haşmet Aysan isimli şahsı çağırıyor. Geçmişten beri kumpasta iş birlikleri vardı zaten.

    Haşmet Aysan, Aydın'dan Şaban Demirtaş isimli Özel İdare’den geçme şu an Efeler Belediyesi’nde çalışan bir şahsı götürüyor. Her ikisi de yalan beyanlarla “duyduk, ettik, FETÖ ile çalışıyordu” şeklinde hayali senaryoya dayalı ifade veriyorlar. Bu da yetmeyeceği için dönemin kumpas içindeki polis şefleri sahte bir İstihbarat Bilgi Notu hazırlıyorlar.

    İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftis Kurulu yaptığı inceleme sonucu Haldun Haşmet Aysan-Şaban Demirtaş hakkında yalancı tanık ve ifadelerinin yalan beyan olduğunu, İstihbarat Bilgi Notu denen evrakın da sonradan düzmece haırlandığını ve sahte evrak olduğunu tespit ederek, raporlarını mahkeme ve ilgili kurumlara sunuyor.

    Bunun yanı sıra Haldun Haşmet Aysan'ın dava süresince 303 yalan beyanda bulunduğu, mahkemece tespit ediliyor. Hatta Mülkiye Teftiş Kurulunun tespitlerinde, KOM Şube Müdürlüğü’nün Mersin ile ilgili başka bir operasyon planı olduğu, bu plan içerisinde Erkan Karaarslan ile ilgili uzaktan yakından hiç bir tespitin bulunmadığı, Polis Şefleri Ufuk Faruk Solmaz ve Yaşar Gidiş baskısıyla operasyonun KOM’dan alınıp, İstihbarat-Terör Dairesine verildiği, hem de tanık polislerin ifadeleriyle kayıtlara geçirilmiş.

    Tam bir kumpaslar zinciri.

    Olayın sıcaklığında mahkeme heyeti tutuklamaya yanaşmadığı için haklarında yine, “FETÖ ile irtibat iltisak kurmak” için çocuklarının FETÖ okullarında okuduğuna dair yalan haberler medyaya servis edilerek, ayrıca mahkeme heyeti üzerinde kurulan baskıyla Erkan Karaarslan ve diğer sahısların tutuklanması sağlanıyor.

    Yaşananlar bununla da sınırlı kalmıyor. Haldun Haşmet Aysan'ın kurgulamasıyla diğer yalancı tanık Şaban Demirtaş ile Gazeteci Servet Töz, yine Özel İdareden geçme Adem Özdemir isimli belediye personelinin yanına defalarca giderek, Erkan Karaarslan hakkında FETÖ ile irtibat-iltisakı olduğuna dair yalan beyanda bulunması için baskı yapılıyor. Adem Özdemir kabul etmiyor. Kabul etmeyince yargılanacağı tehdidinde bulunuluyor. Adem Özdemir yine, “Tanık olmadığım ve hiç bir şey bilmediğim konuda yalan beyanda bulunmayacağım. İsterseniz beni yargılayın” şeklinde, tüm baskılara rağmen herşeyi reddediyor.

    Bu yalancı tanıklardan Şaban Demirtaş, Mersin Ağır Ceza Mahkemesi'nde verdiği ifadesinde, “Erkan Karaarslan her hafta Aydın'a gelirdi” derken Aydın’da düzmece evrakla, “Her hafta, haftada bir gün gelmesi gerekirken gelmedi, gelmeden para aldı” diye düzmece evrak düzenleyenlerden biri.

    Gördünüz değil mi kumpas içinde kumpasları.

    Mahkemeye gelen HTS kayıtlarında Erkan Karaarslan'ın her hafta iki bazen üç kez Aydın'a gelip hizmet verdiği tespit edildi. Tanıklar da geldiğini beyan etmesine ve kanıtlamasına rağmen, Aydın’da da komediye dönen dava hala sürüyor. İşte Mersin kumpasındaki bu yalancı tanıkları kurgulayan aynı örgütlü yapının yediği haltlar bunlar.

    Erkan Karaarslan'ı göm, Aydınlının yüzlerce milyonuna çök.

    Gelelim şimdi torbanın ağzını bağlamaya.

    Tüm kumpasın göbeğindeki EMAN Firması ile Erkan Karaarslan'a bu kumpası kuran şirketin büyük ortağı Levent Onuk, Haldun Haşmet Aysan ile de anlaşarak asli planlarını devreye koydular.

    EMAN Firması tek çivi çakmadan, tek kuruş yatırım yapmadan, günümüz rakamlarıyla aylık yaklaşık on milyon lira olduğu öne sürülen geliri homini gırtlak hesaplarına aktarıyor. Oradan kimlere pay edildiği hususunu, artık okurlarımız çözsün. Şimdiden yüzlerce milyon soydular Aydın'ı ve çivi çakmadan 29 yıl götürmeyi hedefliyorlar.

    Diri diri gömdük dedikleri Dr. Erkan Karaarslan davalardan bir bir beraat etmeye başlayınca, hemen EMAN hisseleri şirket bölünerek EGE-EMAN adıyla kurulan şirkete aktarılıyor. Bu şirketin çoğunluk hisseleri de, kumpasın kilit iisimlerinden Levent Onuk'un eşine ait. Anlayacağınız ellerindeki güç ve Aydınlıyı soyup elde ettikleri devasa paralarla sağa sola el altından yaptıkları ödemeler yoluyla bu işleri bu güne kadar getirdiler.

    AVCILAR’DAKİ OPERASYONUN KODLARINI KİMSE ÇÖZEMEDİ

    Süreç içerisinde 24 Aralık 2021 tarihinde Erkan Karaarslan FETÖ kumpasından diğer tüm sanıklar gibi beraat edince haberi Aydın Şafak’ta kasıtlı olarak vermedik, bakalım şimdi neler dönecek diye bekledik.

    Gittiler Avcılar’da 7 yıl öncesinden bir dosya buldular.

    İçi boş bir dosyayı köpürt babam köpürt.

    Nedeni basit. Erkan Karaarslan'ın beraat kararında tazminat haklarından bahsediliyordu. Devletten tazminat alsa ne olur almasa ne olur. Benim tanıdığım Erkan Karaarslan bir kaç yüz bin lira için kendi devletine dava açacak biri değildir.

    Burada asıl korkanlar belli ve korkularının nedeni, kumpasın devlet-siyaset-iş dünyası ve medya içindeki ayaklarını bekleyen son. Onları büyük bir ceza ve tazminat davası furyası bekliyordu.

    Bakın şu medyanın rezilliğine. Beraat eden adamı, hala ve ısrarla ve de kasıtlı olarak FETÖ Belediyeler İmamı diye yaftalıyorlar. Sayın Adalet Bakanı da çıkıp, “Lekelenmeme hakkından” söz ediyor. Bu lekenlenmeme değil bildiğiniz balçık çamur. Bu yalan haberleri, içi boş dosyalarla gerçekleri saptırma, çok şeyi örtme çabasındalar.

    Güzel kardeşim 7 yıl önceki bir dosya.

    Bildiğiniz sadece ifadeye davet edilip beyanlar alınabilecekken bu şovların sebebi nedir?

    Erkan Karaarslan'ın sicilinde çizik yok çizik. Onun aleyhine yazıp çizenlerin sabıka kayıtlarına baksanız, her türlü yüz kızartıcı suçlar dahil, pek çok şey çıkar.

    Avcılar Operasyonu denen garabette bu örgütlü yapı ve paydaşlarının parmağı yoksa, ben de bu kalemi kırarım.

    KUMPAS PAYDAŞLARI ŞU AN NELER YAPIYOR?

    KORAY ÖNER - Kumpasın Gölgedeki Baronu Koray Öner, hani Greenpark rezidancelerde dokuz köyün ağası gibi masalarda kurulan Koray Öner, Saray'a çağırılarak emekliliği istendi. Ankara’da o fuhuş çetesi iddialarıyla ilgili Avukat ve Ceza Hukuku Doktoru Dilek Ekmekçi ile mahkemelik. Hatta mahkemeye 2. Sınıf Emniyet Müdürü iken 1. Sınıf Emniyet Müdürü diye gerçek dışı beyan verdiği de dillerden düşmüyor. Yazılarımızın tamamı o dosyalara da giriyor. İşin sonunda yurt dışına kaçabileceği iddiaları, Ankara'nın derin kulislerinde büyük muhabbet konusu.

    LEVENT ONUK - Erkan Karaarslan korkusundan şirketi bölüp çoğunluk hisselerini eşinin üzerine geçirdi. Bildiğiniz çöktükleri malı kaptırmamak için, mal kaçırma deniyor buna. Peki malı kimden kaçırıyor? Aydınlıdan. Bu güne kadar kumpasın asli odağı EMAN firmasından elde edilen yüzlerce milyon gelirle, Aydınlının sırtından, yani tüyü bitmemiş yetimin hakkından kendisi ve kumpas paydaşları ile, sorunlarına çözüm bulanların cebini dolduruyor. Götürebildikleri kadar götürecekler, sonra içi boş şirketi bırakıp gidecekler. Yağmalanansa Aydınlının devasa rakamlarda parası olacak. Hiç meraklanmasınlar EMAN hepsinin başına bela olacak. Çünkü daha yapılması gereken hiç bir şey yapılmadı o konuda. Örttük de, kaçırdık da hayalleri son bulduğunda anlarlar neyin ne olduğunu.

    UFUK FARUK SOLMAZ - O da Mersin kumpasından sonra Koray Öner tarafından özellikle Aydın'a çekilmiş, İstihbarat ve Terörle Mücadele Şubeleri ona bağlanmıştı. Anlayacağınız Koray Öner ile şurekası Ufuk Faruk Solmaz üzerinden EMAN’dan akarlarını garanti altına almışlardı. Hem de Aydın'da tam tahakküm kurmuşlardı. İster Mülki İdare, İster Adli makamlar, ister belediyeler, bu gücün karşısında nasıl gık diyeceklerdi. Gık dedin mi, hemen FETÖ’cü olurdun Alimallah.

    Aydın'ı böyle kontrol altına aldılar, böyle soydular. Süreç içerisinde mahkemelerden cezalar da aldılar zaten bir kısmı. Fakat sahip oldukları güç nedeniyle kerhen cezalar. Aslında bunların elbiseleri sıyrılıp, FETÖ’cülerle aynı koğuşlara atılmaları gerekiyordu. O da Haldun Haşmet Aysan ile hem Mersin hem Aydın’da çok iş tutmuş biridir. Haşmet Aysan'ın derin devlet ayağı böbürlene böbürlene gezmesinin altındaki asıl neden buydu.

    Bizler çok şeyi deşifre edince Hatay'a tayin istedi, Adıyaman'a verdiler. Umarım mesajı almıştır. Çünkü 20 yaşında gencecik vatan evlatları toprağa düşerken, 30 sene merminin ucunda görev yapan gariban polisler emekli olduklarında bir artı bir daire alamazken, gördünüz bunların nerelerde kimlerle hangi amaçla dans ettiklerini. Suçla mücadele etmesi gerekenler, suç planlayıcısı ve icracısı olup çıkmış. Olayın özü bu. Çıplak gerçeklik de bu.

    HALDUN HAŞMET AYSAN - Şahıs İsmet Sezgin'in eski danışmanı olmakla övünür. Çok mahirdir. Yeri gelir ihrama girer yeri gelir yatlarda mayoyla gezer. Bu işlerin başlarında EMAN ile karşı karşıyaydı. Medyayı da peşine takar, suç duyuruları falan yapardı. Sonra bir baktık, kim EMAN dese göğsünü siper ediyor. Bu kumpaslar sırasında koltuğunun altında dosyalarla o bakanlık senin bu kurum benim, şu gazeteci senin bayağı gezmişti.

    DP kökenli geçinir, sonrasında kumpas sürecinde AK Parti’den vekillik için aday adayı oldu. Yetmedi, tekrar aleyhine yazılar yazıp suç duyuruları yaptığı Efeler Eski Belediye Başkanı Mesut Özakcan saflarında DP’ye destek verdi. Akabinde CHP savunucusu oldu. Yetmedi DEVA Partisi İl Başkanlığı için atraksiyonlarda bulundu. Bunları yaparken de hasta eşini bir Mesut Özakcan yanında, bir DEVA Partisi’nde anlayacağınız rüzgar gülü gibi dönüyor, siyaseti kendi örtme operasyonları için kalkan olarak kullanıyor.

    Duyduk ki şimdilerde santral memurluğuna soyunmuş Haşmet Beyciğim. Erkan Karaarslan'ı içeride tutmak, EMAN ile ilgili sorunlarda aracılık yapmak, yalan haberleri servis etmek hep sana düşmüş. Vah vah çok üzüldüm haline. Emeklerinin karşılığını alaydın bari. Hani şöyle yılbaşı önü 200 bin euro gibi EMAN için çerez parası falan atsalardı sana.

    Ah Haşmet Beyciğim Ah!..

    Bir davada 303 yalan beyanla yalancı tanıklık dünya rekorunu elinde bulunduran, hakim-savcılara it kopuk diyecek kadar cesaretli biriydin sen. Hadi gel mahkemeye beraber gidelim derim, gıkın çıkmaz. Nedendir bilmem herkes senden, sen bizden korkarsın. ama beklenen sondan, ne sen ne kumpas paydaşların kaçamazsınız.

    Aziz Türk Milleti!..

    Bu şahıs var ya bu şahıs, emeklilerin yüz akıdır. Örnek bir emekli modelidir. Emekli maaşıyla geçindiğinden dem vurur, yurt dışında gezer, yat gezilerine takılır, milyonlarca lira değerinde gayrimenkulleri vardı, hatta 7 ileri vites son model BMV binerdi.

    Ne kendisi ne aile bireylerinin menkul ve gayrimenkulleri, ne banka hesap hareketleri konusunda tek kelime açıklama yapamaz. Ama uyuzum, bizden yediği zılgıtlar nedeniyle parasını çok düşkün olduğu euroya çevirip yastık altı etmesi de, kuvvetli ihtimal dahilindedir. Kutlu Türk Devleti!..

    Bu kumpas uzmanı şahsa iyi bakın;

    https://www.youtube.com/watch?v=dbupscq_JUQ


    Bu kayıtlarda bu örgütlü yapının elemanı Haşmet Aysan nasıl savcı ve hakimlere it kopuk diyor, nasıl siyasetçiler vasıtasıyla özel mahkemeler kurdurup kumpaslarına devam etmeye çalışıyor. Nasıl kumpaslara alet olmayan dürüst hakim ve savcıları FETÖ’cülükle itham etmeye kalkışıyor.

    Bunlar var ya bunlar; kurdukları şeytani kumpas içinde kumpaslarla FETÖ’cülere bile rahmet okuttular.

    BU GERÇEK FETÖVARİ YAPILANMA NELERE MALOLDU?

    Koray Öner-Ufuk Faruk Solmaz-Haldun Haşmet Aysan-Levent Onuk-Yaşar Gidiş’den oluşan bu muhteşem beşli, bakın ülkeye nelere maloldu;

    1- FETÖ ile hiç bir ilişkisi olmayan Mersin BŞB Eski Başkanı Burhanettin Kocamaz ile Erkan Karaarslan ve beraberinde 24 kişiye cehennem günleri yaşattılar. Baskıyla ve işkencevari yöntemlerle “Ver Burhanettin'i çık git buradan” dediler. Tutuklu FETÖ’cülere gidip işkencelerle Erkan Karaarslan hakkında sahte beyan istediler. Onlar bunlardan namuslu çıktı, kabul etmediler. Yalancı tanıklar, yalan beyanlar, sahte evraklarla itibar cellatlığı yapıp, bildiğiniz masum insanlara sosyal soykırım uyguladılar. Hepsi teftiş kurulları raporları ve devletin tüm kurumlarınca tespitlidir.

    2- Sadece medya değil siyaset-yargı-mülkiye kurumlarını felç, milleti bu yalanlarla pert ettiler. Tolga Şardan'ın da T-24 haber sitesinde kaleme aldığı bir yazısında dikkat çektiği çok önemli bir ihanete imza attılar. Devlet-medya-kamuoyu bunların yalan beyanlarıyla kilitlenmiş iken pek çok üst düzey FETÖ’cünün, yurt dışına kaçmasına yol açtılar.

    3- İçişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı’nı dahi yanlış yönlendirdiler. Sonra devlet kurumlarının yaptığı tespitlerde kumpas ortaya çıktı. Bu da ülkeyi nasıl bir zaafiyete soktuklarının delilidir. Düşünsenize mala çökme operasyonu yapan örgütlü bir yapı, en alttan en üste devlet-siyaset ve yargı kurumlarını yönlendirmeyi başarmış. Sizce bu durum yabancı istihbarat örgütlerince nasıl algılanır.

    SONUÇ..

    Bu aslında gerçek yerleri FETÖ’cülerin koğuşları olması gereken muhteşem beşli ülkeyi öyle bir paranoyaya sokup çökme operasyonu gerçekleştirdiler ki, akıllara ziyan.

    Ne yaptılar; Erkan Karaarslan'ı kumpasla gömmeye çalışıp, EMAN Firmasına çöktüler.

    Çivi çakmadan şu ana kadar eski parayla yüzlerce trilyonu ceplerine aktardılar. Aktarmaya da devam ediyorlar.

    Peki bunlar günümüz rakamlarıyla ve eski para cinsinden Aydının 29 yıl süresince yaklaşık 3 katrilyon lirasına çökerken, ülke ne halde?

    CHP'liler bu çökme operasyonun farkında bile değil, AK Parti bize kumpas kuruyor diyor. AK Partililer, CHP’liler sizi gidi, ne haltlar etmişsiniz diyor. Havuz medyası Erkan Karaarslan beraat ettiği halde belediyeler imamı yalanına devam ediyor. Millet İttifakı medyası da hala ne olduğunun farkında değil, olayı anlamaya çalışıyor.

    Herkes bir birini yerken EMAN’dan şahıslar yüzlerce milyonu uçurmuş, uçurmaya devam ediyorlar. Yani hem Aydın hem ülke soyuluyor. Bu muhteşem beşli de avuçlarını ovuşturup, herkes bir birini yerken cebelleziye devam ediyor.

    Avcılar operasyonu denen mesele, sadece bu düzenin devamı içindir.

    Kardeşim 7 yıl önceki bir eğitim-danışmanlık hizmeti. Sayıştay incelemiş Erkan Karaarslan'ın tüm ihalelerini, tek bir yanlışı yok. Mersin’de dosyada onlar da mevcut. Adamın yanında 117 kişi çalışıyor, vergisini veriyor, boncuk karşılığı mı yapacak o işleri.

    Her şeyden önemlisi Sayıştay çok önemli şu vurguyu yapıyor;

    “Bulunduğu dönem içerisinden Erkan Karaarslan'ın aldığı tüm ihaleler ve ödemeleri yasaldır!..” Var mı ötesi berisi.

    Kaldı ki İstanbul’da açılan dört tane dava daha vardı. Hepsi şablon. Haşmet Aysan'ın zırvalarıyla doldurulmuş ifadeler. Aynı tip dört dava beraatle sonuçlandı, Yargıtay tarafından da kesin beraatler onandı.

    Devlet kurumları ve Sayıştay tarafından tamamen aklanmış işlerden günah keçisi yaratmaya kalkmak, iktidara sadece daha fazla oy kaybettirir, FETÖ’cülere yarar. Adamlar kafa buluyormuş. “Bizim belediyeler imamımız varmış, bizim neden haberimiz yok” diye. Doğrudan Almanya’daki yakınlarımdan geldi bu bilgi. Hala ne siyaset ne devlet kurumları uyanamadınız mı işi...Her yeri bir birine sokan bir örgütlü yapı kumpas yoluyla mala çökme operasyonu yapmış, sefasını sürüyor. Düzenleri yıkılmasın diye de aynı yalanı sürdürüyorlar. Sabah Gazetesi’ne bile Haşmet Aysan üzerinden sızıp yalan haberleri yaptıran hep bu grup. Avcılar Operasyonu, Devletin gerçek vatansever evlatları kumpasları görmüş ve çürütmüş, adam beraat etmiş başlarına bela olmasın diye adamı içeride tutma, tutamazlarsa gözdağı verme ve sus konuşma mesajından başka bir şey değildir.

    Yok öyle yağma. Bu devlette herkes satılık değil!.. Aziz Türk Milleti de bunları görmeyecek, değerlendiremeyecek kadar akıldan yoksun değil. Kurdun dişine kan değdi bir kere. Ya devlet başa, ya kuzgun leşe... Kutlu Türk devletinde gerçek vatan evlatlarının hala çoğunlukta olduklarını da, illa ki görecektir herkes. Sizden korkan sizin gibi olsun, vicdandan, imandan, izandan yoksun bir avuç yağmacı takımı sizi... Şehitlerin kemiklerini sızlattınız, devleti felç, ülkeyi pert ettiniz, sosyal soykırım ve ulusal boyutta travmalar yarattınız. Hepsi de Agoranızda kurduğunuz yalanlar üzerinden.

    Herkes verecek bu işlerin hesabını... Sizden korkan sizin gibi olsun..

    İLGİLİ HABERLERİMİZİN LİNKLERİ..

     http://www.aydinsafak.com/kumpas-coktu-h4059.htm

    http://www.aydinsafak.com/kumpas-icinde-kumpas-h4109.htm

    http://www.aydinsafak.com/kumpasin-baronlari-h4143.htm

    http://www.aydinsafak.com/vicdanlarda-coken-kumpas-h4069.htm

    http://www.aydinsafak.com/acmaz-icinde-acmazdalar-h4155.htm

    http://www.aydinsafak.com/zincirleme-kumpaslarin-anatomisi-h4135.htm

    http://www.aydinsafak.com/kurt-kapanina-sikisan-kumpasin-isbirlikcileri-h4153.htm

    http://www.aydinsafak.com/golgedeki-baron-h4144.htm

    http://www.aydinsafak.com/golgedeki-kurtlar-h4146.htm

    http://www.aydinsafak.com/her-kumpasta-uc-kisiydiler-h4181.htm

    http://www.aydinsafak.com/kurt-klani-ve-dallas-grubu-h4160.htm

    http://www.aydinsafak.com/harami-sofrasi-roman-tadinda-bir-yazi-h4149.htm

    http://www.aydinsafak.com/aydin-medyasinin-asalaklari-h4183.htm

    http://www.aydinsafak.com/saban-demirtas-itirafci-oldu-h4158.htm

    http://www.aydinsafak.com/mersin-kumpasini-cokerten-deliller-h4159.ht

     

    Okunma sayısı: 41.132