Ömer Günel'i Doğrulayan Hamleler... Önce yazıldı, sonra yaşandı...
GÜNCELBehçet Alp'in Ali Kotan’ın avukatlığını üstlenileceği önceden nasıl bilindi?
Kuşadası dosyasında asıl soru artık “ne oldu?” değil, “önceden kim ne biliyordu?”
Bazen bir haber sadece haber değildir. Bazen bir gazetecinin günler öncesinden yazdığı bir gelişme gerçekleştiğinde, haberin kendisinden daha önemli bir soru ortaya çıkar:
Kim, neyi önceden biliyordu?
Kuşadası Belediyesi soruşturmasında son günlerde yaşananlar tam da böyle bir soru sormayı gerektiriyor.
Ali Kotan tutuklandı.
Ardından avukatlığını Behçet Alp üstlendi.
Kotan’ın ek ifade verdiği ve sonrasında tahliye edildiği kamuoyuna yansıdı.
Buraya kadar bunların tamamı hukuki süreç içerisinde yaşanan gelişmeler.
Ancak tartışmanın asıl dikkat çekici tarafı başka yerde.
Bu gelişmelerin bazı gazeteciler tarafından önceden yazılmış olması.
Daha da ilginci, bu gelişmeleri önceden dile getiren gazetecilerin, haberleri nedeniyle hukuki işlem yapılmakla tehdit edildiği iddialarının gündeme gelmesi.
Şimdi sormak gerekiyor:
Bir gelişme gerçekleşmeden önce yazılıyor, gazeteci bu nedenle hedef gösteriliyor, ardından aynı gelişme gerçekten yaşanıyorsa burada yalnızca tesadüften mi söz edeceğiz?
Elbette bir avukatın müvekkilini savunması hukuki hakkıdır.
Bir kişinin kendisi hakkında yapılan haberlere karşı hukuki yollara başvurması da hakkıdır.
Fakat gazetecinin de kamu yararına gördüğü bir gelişmeyi haberleştirme hakkı vardır.
Asıl mesele de işte burada başlıyor.
Ömer Günel uzun süredir kendisine karşı siyasi bir kumpas kurulduğunu, insanların baskı altında aleyhinde ifade vermeye zorlandığını ve belirli bir yapılanmanın bu süreci yönlendirdiğini savunuyor.
Bunlar şu aşamada Günel’in iddialarıdır. Ama yaşananlar bu iddiaları güçlendirmektedir.
Ancak Ali Kotan’ın avukatının belirlenmesi, Kotan’ın ek ifade vermesi ve ardından tahliye edilmesi gibi gelişmeler, daha önce ortaya atılan bazı iddiaların yeniden sorgulanmasına neden oluyor.
Çünkü artık sorulması gereken soru yalnızca:
“Ne oldu?” değil.
“Bunlar olmadan önce kim ne biliyordu?”
Kuşadası dosyasında cevap bekleyen sorular da giderek çoğalıyor:
Ali Kotan’ın avukatlığının üstlenileceği önceden nasıl bilindi?
Ek ifade verileceği bilgisi nereden çıktı?
Tahliye beklentisi nasıl oluştu?
Bu gelişmeleri önceden yazan gazeteciler hangi bilgiye dayanıyordu?
Ve en önemlisi:
Önceden yazılanlarla sonradan gerçekleşenler arasındaki örtüşmenin kaynağı ne?
Bunlar peşin hüküm vermek için değil, gazeteciliğin sorması gereken sorular olduğu için soruluyor.
Ama yaşanan gelişmeler, bu iddianın araştırılmasını gerektiren soruları ortadan kaldırmıyor.
Tam tersine büyütüyor.
Çünkü bazen bir olay olduktan sonra onu anlatmak kolaydır.
Asıl dikkat çekici olan, olmadan önce ne olacağını yazabilmektir.
Ve bugün Kuşadası dosyasının önündeki en çarpıcı soru belki de tam olarak budur:
**ÖNCE YAZILDI.
SONRA YAŞANDI.**
Peki kim, neyi önceden biliyordu?
İlginizi Çekebilir