0.542. 537 86 70

O zaman parti tabelasını değiştirin

2024-05-06

  • Aydın’da hiç bitmeyen tartışmadır. Cumhuriyet Halk Partisi mi, Özlem Çerçioğlu Partisi mi? Bu tartışma yerel seçimler sonrası yine başladı. Her zaman olduğu gibi Ergün Poyraz üzerinden. Ergün Poyraz yine çok ağır ifadelerle Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel'e yüklendi.

Aslında Ergün Poyraz ile sürekli benim de karşı karşıya gelmemin başlıca sebebi bu. Gazeteci-Yazar olarak kendisini tanıtıyor. Fakat yazdıkları mahalle kavgasında ağza alınmayacak türden ifadeler. Bu da hem bizim mesleki açıdan itibarımıza zarar veriyor hem toplumun sinirlerini zıplatıyor.

Geçmiş dönemde bir ara ben ve Yalçın Yıldırım'ın mezardaki analarımıza bile dil uzatmıştı. Biz şikayet etmemiş, sadece yazıyla karşılığını vermiştik. O bizi şikayet edince ceza aldık iyi mi? Oysa ki onun kullandığı ifadelerin binde biri kadar yasa dışı söylemler yoktu yazılarımızda.

Devran döndü, hayatımda kimseyi şikayet etmemiştim daha sonra ben de savcılığa ettim. Bu kez Ergün Poyraz'a dava açıldı. Çünkü normal bir şekilde cevabı hiç olmuyor. Sürekli tehdit-hakaret-iftira, kavgada bile ağza alınmayacak küfür boyutu. Ömer Günel veya bir başkasını eleştirmek başka, sürekli insanların namus-şeref ve haysiyetlerine yönelik ifadeler başka. Kendisini Gazeteci ve Yazar olarak tanıtan bir kişiye yakışan ifadeler mi bunlar? Çok uyardık belli ki kişilik yapısı bu, tuttuğu yoldan dönmeyecek.

İş bu sırada CHP içerisinde yine bir tartışma başladı. “Ergün Poyraz parti suçu işlediği halde kim koruyor?” Bu eleştiriler ardından Özlem Hanım Ergün Poyraz'ı davet etmiş, beraber poz vermişler. Aralarında geçen konuşma hakkında bir yorum yapma şansımız yok. Anca taraflardan biri açıklarsa bilgi sahibi olacağız.

Sonuçta Ergün Poyraz ile verilen görüntü sonrası, partililerden eleştiriler geldi. Bu eleştirilere karşılık Özlem Çerçioğlu cephesi, kendilerine yakın yayın organlarında yine sert cevap verdi. Karşılıklı restleşme sonrası bu kez ASKİ’nin gerçek sorumlusu olarak bilinen Aydın BŞB çalışanı - Sendika ve CHP Aydın İl Başkan Yardımcısı Ozan Çavuşoğlu üzerinden tekrar bir yanıt gecikmedi. Üzerine bir de yine BŞB’ye yakın başka bir yayın organında, Ömer Günel üstü kapalı Mehmet Fatih Atay gibi çöp olmakla tehdit edildi.

Burada bir şeye dikkat çekmek istiyorum;

Neden CHP Aydın İl Başkanı Hikmet Abimiz cevap vermiyor da gözdağı Ozan Çavuşoğlu üzerinden veriliyor? Bu durum, “Aydın’da CHP ve BŞB şahıslara ait bir şirket mi?” sorusunu beraberinde getirmez mi?

Bakın daha bir ay geçmedi, CHP Genel Merkezi ve yerelde yaşanan bu tartışmalar sonrası yine CHP’nin yaptırıp yayınlattığı ankette, “CHP iktidar olsun ister misiniz?” sorusuna, yüzde 31 evet yüzde 55 kesinlikle hayır cevabını veriyor.

Altını çiziyorum...

Bu CHP’nin yaptırıp yayınladığı anket. Yani seçimlerde yaşanan rüzgar, bir anda tersine dönmeye başlamış gibi. Özgür Özel Cumhurbaşkanı Adayı olmaya hevesli. Ekrem İmamoğlu Oda TV başta kendisine yakın yayın organlarından hem Özgür Özel hem Abdullah Gül gibi “armut piş ağzıma düş” misali sırasını bekleyen Mansur Yavaş aleyhine yazılar yayınlatıyor.

Peki Aydın'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözleri taklit ve tekrar edilerek, “Özlem Çerçioğlu bitti demeden bitmez” başlıklarıyla hangi sonuç alacaklarını sanıyorlar?

Bu gözdağları, restleşmeler kişilere, CHP’ye ve Aydın'a ne kazandıracak?

O zaman gerçeklere gelelim.

Öyle seçimlerde CHP rüzgarı falan sert esmedi güzel kardeşim. Geçen yazılarımda yayınladım. Özlem Hanım önceki seçimlere göre oy kaybederek kazanmış. Hem de beş yılda onca genç oy artışına rağmen. Diğer taraf kızıp sandığa gitmeyince, oylar böyle görünüyor. 170 bin oy sandığa gitmedi Aydın da. İYİ Parti ve DEM Parti takviyeleri 15 puan üzerinde. Çıkın toplam rakamdan? Geriye ne kalıyor? CHP nin Aydın’da genel seçimlerde aldığı yüzde 35 rakamı.

O zaman soru şu; Bu oylar Özlem Hanımın oyları mı CHP nin oyları mı? Peki DEM Parti Genel seçimlerde yine CHP ile anlaşmalı mı gidecek? Giderse bu defa DEM Parti geldi diye kaçan milliyetçi-muhafazakar ve merkezci oylar CHP saflarında mı kalacak? Bu defa CHP içindeki bu çalkantılara tepki olarak vatandaş bir sarı kartta onlara gösterirse neler olur?

Görünüşe göre Özlem hanımın dönemsel İYİ Parti ve DEM katkısını çıkarınca, öyle pek bir katkısı olmamış. Eski dönemlerdeki Özlem Çerçioğlu rüzgarı yerini aslında durağanlığa bırakmış. Alın rakamları inceleyin. Bu uyarıyı taraf olarak değil eldeki tüm rakamlara bakarak yapıyorum. CHP tabelası olmadan Özlem Hanım seçimlere gittiği takdirde çöp ettik dedikleri Fatih Atay kadar oy alabilir mi acaba?

İşte bu çok değişkenli siyaset ortamında Özlem Hanım'ın Ergün Poyraz ile ne konuştuğunu bilmediğimiz için yorum yapmak istemiyorum. Belki de kibarca Ergün Poyraz'ı daha mutedil olmaya davet etti ya da yollar sana açık mesajı mı verdi?

Bu sorular muallakta iken, Özlem Hanım'a da bir hatırlatmada bulunmak isterim. Ergün Poyraz Koçarlı'ya geldiğinde, sadece CHP değil o dönemki Millet İttifakı açısında çok önemli ve sembolik değeri çok yüksek olan Koçarlı kaybedilmişti.

Burada Ergün Poyraz'ın rolü hayli fazla olmuştu. Siz def-i kaza, def-i bela Kuşadası'na yolladınız. Ömer Günel'e emanet ettiniz. Orası da ikinci Koçarlı'ya dönecekti neredeyse?

Ergün Poyraz kişilik itibarıyla kendince hükümran olmak isteyen birisidir. Sürekli buyurgan davranır. Talepleri de bitmez. Bir tek Özlem Hanımın sözünü dinler. Ergün Poyraz'ın her insanın en doğal hakkı olan eleştiri kılıfıyla önüne gelene ağız dolusu sövmesi sizce hem CHP hem Aydın hem de sizin açınızdan doğru bir şey midir? Çünkü paylaşımlarında eleştiri değil, ağız dolusu hakaret ve ithamlar var. Ömer Günel'i ben de eleştirdim, başka gazeteciler de. Fakat hiç birimiz sövmedik. İşi kişiselleştirmedik. Kalemlerimizi şahsi husumet adına kullanmadık. Bence bu işin zararı Ömer Günel'den fazla Özlem Hanıma olur. Bu başka sebep ve planlara bağlı öfkeniz, sizi de ileride iktidar partisi konumuna düşürmez mi?

Sözün kısası, “CHP tabelasını çöp oldu dediğiniz Mehmet Fatih Atay'ın dediği gibi Özlem Çerçioğlu Partisi olarak değiştirin, Ergün Poyraz'ı da İl Başkanı atayın, alın size kökten çözüm.” Bunlar benin sözüm değil Özlem Hanım... Bizzat sizi seven ve oy veren partililerinizin iletmemi istedikleri beyanlar.

Özlem Hanım neden bu kadar öfkeli?

Özlem Hanım neden bu kadar öfkeli?

Belirsizlik ortamında harala gürele yerel seçim ardından, tüm ülkede kartlar yeniden karıldı. Olmaz denilen oldu AK Parti ve CHP biranda yumuşama kılıflı bir araya geldiler. Bunca yıldır kutuplaştırılmış iki parti tabanıysa, kafası kesik tavuk gibi ortada kaldılar. CHP’liler ise bu ekonomik krizde nasıl çözüm üreteceğiz telaşındalar.

Aydın'da bundan nasibini alıyor. Çünkü seçimlerde verilen sözler var. Hatta ve hatta Özlem Hanım HALK EGE-ET’ten emeklilere yüzde 20 indirim yapmıştı ve beş yıl emeklilere sözüm ona ucuz et yedirecekti. Seçimler sonrası Mimar Sinan-Didim-Kuşadası yani varlıklı kabul ettikleri bölgelerdeki üç şubede indirimler kalktı. Kurban Bayramı’ndan sonra diğerleri de kalkacak gibi.

Halk Ege-Et’in şu anda büyük zararda olduğu tespitleri var. Aylık dört kilo et kontenjanını bir kiloya düşürmek için çareler arıyorlarmış. Hatta Sayıştay denetçilerinin geçmiş rakamlarla belediye şirketlerinde 900 milyon lira zarar olduğunu yazdıkları kaydediliyor. Şu anki rakamları bilemiyoruz. Tabi ki bunların büyük ksımı sosyal belediyecilik kaynaklı. Özlem Hanımı kara kara düşündüren bir durum bu. Emekliye indirimler kısa sürede kalkacak, dört kilo et payı bir kiloya düşürülecek. Aksi takdirde yine BŞB bütçesinden bu kadar zarar eden Halk Ege-Et’e kaynak aktarılmak, sermaye artışı yapılmak durumunda. Bu da diğer yatırımların önünü kesecek. Verilen sözler havada kalacak.

Zaten kuyruklarda sille tokat kavga edenleri de gördük. Peki bu durum halka nasıl izah edilecek? Başta emekliler, “Seçim zamanı oyumuzu aldın, bizi mi kandırdın?” diye akıllarına gelecek seçimler için not ederse sonuçları ne olacak? Özlem hanımı kara kara düşündüren ve hatta en küçük olaylarda öfke patlamasına yol açan konulardan biri bu olabilir mi?

Diğer yandan Özlem Hanım siyasi planlarını da takip etmekten vazgeçmez. Belki milletvekilliği veya bakanlık planları da olabilir aklında. Bu nedenle vekillik sıralaması ardından belediye başkan adaylarını kendi belirlemek isteyebilir. Bunun yolu belediyelerden geçiyor. Çünkü CHP’nin parti tabanına tüzük değişikliği ve önseçim sözü var. Üyeler bazında mı olacak yoksa delege bazında mı? Burada kontrol, belediyelerden geçiyor. Çünkü çoğu delege veya üye bir şekilde belediyelerle ilişkili.

Özlem Hanım vekillik ve bakanlığa oynuyor ise, sıralamayı kendi yapmak ister. Geçmişte bunun örnekleri çok yaşanmıştı. Kendi o makamlara gider ise yıllar boyu kurduğu düzenin devamı için kendi yerine ve ilçelere yine bu vekillerin baskısıyla kendi belirlediği adayları ister. Hatta bu uğurda Evrim Karakoz'u ikinci dönem vekil adaylığı yerine Kuşadası Belediye Başkan Adayı yapma planları da olması muhtemeldir.

Bir ara Özlem Hanım'ın İzmir'den adaylığı gündeme gelince, Ömer Günel'in de BŞB adaylığı konuşulur olmuştu. Bu tartışmaların ve Ergün Poyraz'a kol kanat germenin altında, bu nedenler de yatıyor olabililir mi sizce?

Ya milletvekillerine üç dönem sınırı getirecekleri ve önseçim sözü veren CHP’nin, uzun süredir aynı koltuğu işgal eden belediye başkanları hakkında da aynı süre tahdidi getirmesi ihtimal dahilinde değil midir?

Sepetim