Aydın
14 Eylül, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    47.21
  • EURO
    53.92
  • ALTIN
    6271.5
  • BIST
    13.974
  • BTC
    65926.379$

Ömer Günel 6 aydır cezaevinde hala iddianame yok!

Ömer Günel 6 aydır cezaevinde hala iddianame yok!
CMK’nın 100. maddesi, tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin yanında tutuklama nedeninin de bulunmasını ve tedbirin ölçülü olmasını arıyor. Yani yalnızca bir suç isnadının bulunması, kişinin aylarca cezaevinde tutulması için tek başına yeterli değil. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin tutukluluk konusunda ortaya koyduğu yaklaşım da, tutuklamanın ölçülü olduğunu gösteren nedenlerin somut olgularla gerekçelendirilmesini arıyor. için tek başına yeterli değil.

Bir insanı özgürlüğünden mahrum etmek kolay bir iş değildir.

Hele o insan seçilmiş bir belediye başkanıysa…

Hele hakkında henüz bir mahkeme tarafından verilmiş mahkûmiyet kararı yoksa…

Ve daha da önemlisi, aylar geçmesine rağmen kamuoyunun önüne konulmuş bir iddianame yoksa…

İşte tam burada durup sormak gerekir.

Ömer Günel neden hâlâ tutuklu?

Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, 16 Mart 2026 tarihinde “rüşvet” suçlaması kapsamında tutuklandı. İçişleri Bakanlığı da tutuklama sonrasında Günel’i görevden uzaklaştırdı.

Aradan aylar geçti.

Fakat kamuoyuna yansıyan bilgiler bakımından hâlâ cevaplanması gereken çok temel sorular var.

İddianame nerede?

Günel’in tutukluluğunu bugün hâlâ zorunlu kılan somut delil hangisi?

Kaçma şüphesi hangi somut olguya dayanıyor?

Delilleri karartma ihtimali varsa, bu ihtimalin devam ettiğini gösteren güncel ve somut veri ne?

Bunlar bir belediye başkanını savunmak için sorulmuş siyasi sorular değil.

Bunlar doğrudan doğruya hukuk devletinin soruları.

TUTUKLAMA CEZA DEĞİLDİR

Hukukun en temel kurallarından biri şu. Tutuklama, peşin ceza değildir.

CMK’nın 100. maddesi, tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin yanında tutuklama nedeninin de bulunmasını ve tedbirin ölçülü olmasını arıyor. Yani yalnızca bir suç isnadının bulunması, kişinin aylarca cezaevinde tutulması için tek başına yeterli değil.

Üstelik katalog suç tartışması da bu temel kuralı ortadan kaldırmıyor.

Hukukta “katalog suç” demek, “otomatik tutuklama” demek değildir.

Somut suç şüphesi, tutuklama nedeni ve ölçülülük ayrı ayrı değerlendirilmek zorundadır.

İşte mesele tam da burada düğümleniyor.

“DELİL DURUMU” DEMEK YETERLİ Mİ?

Yargısal denetimin anlamlı olabilmesi için tutuklama gerekçesinin somut olması gerekir.

“Delil durumu”, “suçun vasıf ve mahiyeti”, “mevcut deliller” gibi genel ifadelerle kişinin özgürlüğünden aylarca mahrum bırakılması, hukuk devleti bakımından ciddi soru işaretleri doğurur.

Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin tutukluluk konusunda ortaya koyduğu yaklaşım da, tutuklamanın ölçülü olduğunu gösteren nedenlerin somut olgularla gerekçelendirilmesini arıyor.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun tutuklama konusundaki yaklaşımı da tutuklama nedenleri ile delil durumunun somut olay üzerinden değerlendirilmesi gerektiği yönünde. Örneğin Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 7 Haziran 2022 tarihli, 2021/232 Esas ve 2022/415 Karar sayılı kararında tutuklama nedenlerinin somut olay ve delil durumu üzerinden ele alındığı görülüyor.

Dolayısıyla hukuk şunu soruyor.

Günel'in özgürlüğünü bugün sınırlamaya devam eden somut gerekçe nedir?

Bu sorunun cevabı kamuoyuna açık ve ikna edici biçimde ortaya konulmadığı sürece tartışma bitmeyecek.

EN ÇARPICI NOKTA: İDDİANAME

Dosyanın en kritik tarafı burası.

Günel, Ağustos ayında yaptığı açıklamada hakkında “11 aydır iddianame hazırlanmadığını” söyledi. Bu açıklama Aydın'daki yerel basında da geniş biçimde yer aldı.

Burada tarihler açısından önemli bir ayrıntı var.

16 Mart'taki tutuklama soruşturmanın başlangıcıyla aynı şey değil. Kamuya yansıyan haberlere göre soruşturmanın daha eski bir geçmişi bulunuyor. Dolayısıyla “16 Mart'tan beri hiçbir işlem yapılmadı” demek doğru olmaz.

Ama tam da bu nedenle soru daha da ağırlaşıyor.

Soruşturma bu kadar zamandır yürütülüyorsa, neden hâlâ kamuoyunun önüne kapsamlı bir iddianame konulmuş değil?

Bir insan aylarca cezaevinde.

Bir belediye başkanı görevinden uzaklaştırılmış.

Soruşturma devam ediyor.

Peki suçlamanın bütün çerçevesini ortaya koyacak iddianame nerede?

FERDİ ZENGİNOĞLU DOSYASI

Ve şimdi dosyanın en dikkat çekici isimlerinden birine gelelim.

Ferdi Zenginoğlu.

Soruşturma kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediği bildirilen Zenginoğlu da Günel'le birlikte tutuklanmıştı.

Fakat yaklaşık altı ay sonra Zenginoğlu tahliye edildi.

10 Eylül 2026 tarihli tahliye kararının ardından Zenginoğlu'nun cezaevinden çıktığı güncel yerel haberlerde yer aldı.

Şimdi burada çok kritik bir soru ortaya çıkıyor.

Eğer soruşturmanın en önemli anlatımlarından birinin sahibi olduğu belirtilen kişi tahliye edilebiliyorsa, Ömer Günel açısından tutukluluğu zorunlu kılan güncel neden nedir?

Elbette Zenginoğlu'nun tahliye edilmesi tek başına Günel'in tahliye edilmesini hukuken zorunlu kılmaz.

Çünkü her şüphelinin konumu, isnadı ve delil durumu farklı olabilir.

Ama kamuoyunun bu farkı anlayabilmesi için mahkemenin gerekçesinin daha açık, daha somut ve daha ikna edici olması gerekir.

Çünkü hukukta kişilerin kaderi “aynı dosyada oldukları” için değil, kişisel sorumlulukları ve somut deliller üzerinden belirlenir.

BİR DE TEHDİT İDDİASI VAR

Dosyanın bir başka dikkat çekici tarafı da Günel'in kamuoyuna yansıyan iddiaları.

Günel, Zenginoğlu'nun kendisine aylar önce bir mektup gönderdiğini ve para vermemesi halinde “itirafçı olacağını” söylediğini öne sürdü. Günel ayrıca mektupta daha sonra yaşanan operasyonun senaryosunun anlatıldığını iddia etti.

Bunlar şu aşamada Günel'in iddialarıdır.

Kesinleşmiş gerçekler değildir.

Fakat hukuk devleti açısından yapılması gereken de zaten bu iddiaları peşinen doğru veya yanlış kabul etmek değil;

araştırmak, belgelemek ve delille ortaya koymaktır.

Nitekim Günel daha sonra Zenginoğlu hakkında tehdit ve şantaj iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğunu da açıkladı.

HUKUKUN GÜCÜ, TUTUKLAMAKTA DEĞİL GEREKÇEDE

Burada benim itirazım herhangi bir kişinin suçlanmasına değil.

Kim suç işlediyse elbette hesap vermeli.

Rüşvet varsa ortaya çıkarılmalı.

İrtikap varsa soruşturulmalı.

Yolsuzluk varsa üzerine gidilmeli.

Ama hukuk devletinin asıl sınavı, suçlandığı düşünülen kişiye ne yaptığıdır.

Çünkü hukuk devletinde “Bırakalım içeride kalsın, soruşturma devam ediyor” mantığı olmaz.

Tutuklama bir tedbirdir.

Tedbirin gerekçesi ortadan kalkıyorsa tedbir de yeniden değerlendirilmelidir.

Aylar geçtikçe deliller toplanıyorsa, tanıklar dinleniyorsa, belgeler inceleniyorsa, dijital materyaller çözümleniyorsa;

tutukluluğun devamını gerektiren nedenlerin de güncel olarak ortaya konulması gerekir.

Aksi halde tutuklama, farkında olmadan cezaya dönüşür.

ARTIK SORULARIN CEVAPLANMASI GEREKİYOR

Bugün kamuoyunun sorması gereken sorular çok basit:

Ömer Günel'i hâlâ tutuklu tutan somut delil nedir?

Bu delilin neden adli kontrolle güvence altına alınamayacağı neden açıklanmıyor?

Kaçma şüphesi varsa bunun somut dayanağı nedir?

Delil karartma ihtimali varsa hangi delilin hâlâ karartılma tehlikesi vardır?

Aylar geçmesine rağmen iddianame neden hâlâ ortada yoktur?

Ve belki de en önemlisi,

Bir insanın özgürlüğünden mahrum bırakılması için gereken hukuk standardı, neden aylar sonra hâlâ kamuoyuna açık ve ikna edici biçimde gösterilemiyor?

İşte benim açımdan asıl hukuk garabeti burada başlıyor.

Bu yazı Ömer Günel'in suçsuz olduğunu ilan etmiyor.

Bunu söylemek benim görevim de değil.

Onu söyleyecek olan bağımsız mahkemedir.

Benim söylediğim çok daha basit:

Suçlama varsa iddianame gelsin.

Delil varsa ortaya konsun.

Tutukluluk gerekiyorsa gerekçesi somut biçimde anlatılsın.

Gerekmiyorsa insan özgürlüğüne son verilsin.

Çünkü hukuk devletinde mesele yalnızca “Kim suçlu?” sorusu değildir.

En az onun kadar önemli olan soru şudur.

“Devlet, bir insanı özgürlüğünden mahrum bırakırken bunu hangi somut hukuk kuralına ve hangi somut delile dayanarak yapıyor?”

Bu sorunun cevabı ne kadar gecikirse, hukuka duyulan güven üzerindeki gölge de o kadar büyür.

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!