“Cezaevleri, intikam ve işkence yeri değil; ıslah merkezi olduğu halde cezaevlerinde şu anda büyük hak ihlalleri var” diyen Bülbül, AKP’nin politikaları sonucunda Tayfun Kahraman, Osman Kavala, Selçuk Kozağaçlı, Mehmet Murat Çalık’ın düşman ceza hukukunun kurbanları olarak cezaevinde bulunduğunu kaydetti.
Bülbül, “Temel hak ve özgürlüklerin kullanımının fiilen yasaklandığı ve kullanana cezaevi yolunun gösterildiği ülkemizde değil 11-12 tane, yüzlerce yargı reformu strateji belgesi getirseniz yine boş” diye konuştu.
CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu CHP Grup Sözcüsü Süleyman Bülbül, cezada adalet ve infazda eşitlik ilkesinin sağlanması amacıyla verilen grup önerisinde CHP adına konuşma yaptı.
Bülbül, konuşmasında şunları söyledi:
“Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, şu anda 304 bin kapasiteli 402 hapishanede, 420 binin üzerinde mahpus var. Millet yerlerde yatıyor. Cezaevleri doluluk oranı yüzde 139'u aşmış durumda. Bu aşırı doluluk, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3'üncü maddesinde düzenlenen ‘kötü muamele yasağı’ olmak üzere insan onuruyla bağdaşmayan bir infaz rejimi doğurmaktadır. Türkiye'de adalet yok. Türkiye'de mahkemeler adalet dağıtmıyor. Vatandaşlarımız AİHM ve AYM kapılarında geziyor. Düşünebiliyor musunuz? AİHM verilerine göre, Türkiye 2025'te hakkında en fazla dava başvurusu olan ülke. Açılan 3 davadan 1'i Türkiye'den gidiyor. Sadece 2025'te toplam 53 bin 464 dava AİHM'de görülmüştür.
“AYM, 13 yılda 82 bin
hak ihlali kararı verdi”
Adil yargılanma hakkı ihlalleri ve güvenlik ve özgürlük hakkı ihlallerinden sonra en fazla ihlal, ifade özgürlüğü ihlalleri bulunuyor. AYM'de durum farklı değil. Yerel mahkemelerden hakkını alamayan, bireysel başvuru hakkını kullanarak Anayasa Mahkemesi’ne gidiyor. Anayasa Mahkemesi’nde şu anda 91 bin tane derdest dosya var ve 13 yıllık sürede 82 bin hak ihlali kararı Anayasa Mahkemesi’nde verilmiştir. Bunlar neler? Makul sürede yargılama hakkı ihlali, adil yargılanma hakkı ihlali, ifade özgürlüğü hakkı ihlali, toplantı ve gösteri yürüyüş ihlalleri, kötü muamele yasağı, yaşam hakkı, kişi hürriyeti ile güvenliği ilgili suçlar.
“Cezaevleri intikam ve
işkence yeri değildir”
Anayasa’nın 10'uncu maddesi açık: Kanun önünde eşitlik ilkesi var. Ceza İnfaz Kanunu’nda ise 2’inci maddede açık: İnfazda zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı, onur kırıcı davranışlarda bulunulmayacağı hüküm altına alınıyor. Ama gerçek ne? Hasta mahpuslar var, tedaviye erişim hakları engelleniyor. Cezaevi idari gözlem kurullarının vermiş oldukları kararlarda açıkça infazda adalet hakkı gasp ediliyor. Cezaevleri, intikam ve işkence yeri değil; ıslah merkezi olduğu halde cezaevlerinde şu anda büyük hak ihlalleri var.
“Düşman ceza hukukunun kurbanları…”
Bugün Türkiye'de gazeteciler, avukatlar, hak savunucuları, siyasiler, halkın bizzat seçtiği belediye başkanlarımız cezaevlerinde. Ciddi hastalığına rağmen tedaviye erişim hakkı engellenen, AYM’nin derhal tahliye edilmesi yönündeki kararını tanımayan ilk derece mahkemeleri yüzünden, 4 yıldan fazla süredir hukuksuzca cezaevinde tutulan Tayfun Kahraman bu iktidarın düşman ceza hukukunun kurbanıdır. Gezi direnişinde tuzlu poğaça dağıttığı için AYM ve AİHM kararlarına rağmen neredeyse 9 yıldır cezaevinde tutulan Osman Kavala işte bu iktidarın düşman ceza hukukunun kurbanıdır.
“İktidarın zulüm ortağı…”
ÇHD Genel Başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı’nın tahliyesinin üzerinden 24 saat bile geçmeden idare ve gözlem kurulunun keyfi kararlarıyla yeniden tutuklanması işte bu iktidarın düşman ceza hukukudur. Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık’ın hayati riski devlet hastanesinin raporuyla belgelenmiş ve hastane konutta infazı tavsiye etmişken raporu tahrif edip tahliye vermeyen Adli Tıp Kurumu da iktidarın zulüm ortağıdır.
“Değil 11-12, yüzlerce yargı reformu strateji belgesi getirseniz de boş”
AKP iktidarı bugüne kadar, 4 yargı reformu strateji belgesi, 2 insan hakları eylem planı ve 11 tane yargı paketi getirmiş durumda. Cezaevleri örtülü aflarla doldurulup boşaltılıyor. Saraydan talimatlı hakim ve savcıların olduğu bu ülkede demokrasiden, hukuk devletinden ve özgürlükten bahsedilemiyor. Anayasal hak ve özgürlüklerin, ifade özgürlüğünün, hak arama özgürlüğünün, adil yargılanma hakkının, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının, basın özgürlüğünün, örgütlenme özgürlüğünün, temel hak ve özgürlüklerin kullanımının fiilen yasaklandığı ve kullanana cezaevi yolunun gösterildiği ülkemizde değil 11-12 tane, yüzlerce yargı reformu strateji belgesi getirseniz yine boş!”
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.